
COFFEE PRINCE – AKAME – ONDÖRDÜNCÜ BARDAK – FİNAL!!
Kame sırıtarak aldığı bir elmayı tam konuşmak üzere ağzını açan Jin’ in ağzına tıkıverdi. Jin öksürerek elmayı yemeye çalışırken Kame’nin elini bileğinden yakalayarak yanına çekti. Ağzı dolu dolu olmasına rağmen ” Bunu sonra ödeyeceksin küçük bey. ” deyince Kame kızararak meydan okurcasına ona dil çıkarmıştı. Büyükanne daha fazla dayanamayarak elini sehpanın üzerine vurdu.
- Burada neler oluyor böyle? Siz… Sizin aranızda tam olarak ne var? Sanki… Gözleriniz birbiriyle konuşuyor. Jin hemen bir açıklama istiyorum! Yoksa sen bu adamla birlikte misin?
**********************************
Jin öksürerek ağzındaki elmaları yutmaya çabalarken bir taraftan zaman kazanmaya çalışıyordu. Büyükannesinin bilgiç gözlerinin ip uçlarını yakalayacağını bilmeliydi. Yanındaki Kame’ nin bedeninin kasıldığını hissedebiliyordu. Sonunda elmasını yutunca ” Sen neden bahsediyorsun büyükanne? ” diye sordu. Yaşlı kadın öfkeyle Kame’ yi işaret etti. ” Nasıl böyle bir şeyi yaparsın? Sana özel olarak seçtiğim bütün kızları beğenmedin şimdi bir erkekle mi birliktesin? Üstelik kız mı erkek mi belli değil. Bu şeyi, alıp gözümün önünden kaybol! ” Jin de yavaş yavaş öfkelenmeye başlıyordu. ” Sözlerine dikkat et büyükanne. Kame için nasıl ” Bu şey ” gibi bir şey söyleyebilirsin? O bir insan ve ben ona gerçekten çok değer veriyorum. ” Kame’ nin yerinden kalkmaya yeltendiğini hissedince uzanıp bileğini kavradı.
- Hayır, hiçbir yere gitmiyorsun.
- Bırak gitsin! Onun burada yeri yok. Görmüyor musun? O senin dengin biri değil. Büyük ihtimalle de paranın peşinde.
- Büyükanne iyice saçmalamaya başladın. Ben hayatım boyunca Kame kadar çok çalışan birini görmedim. Keşke onun gibi biri olabilsem. O asla benden veya başka birinden yardım istemez, kendi ayaklarının üzerinde durabilecek biri o.
Kame sonunda Jin’ in tutuşundan sıyrılarak ayağa kalktı. ” Müsaadenizle ben gidiyorum. Seninle cafede buluşuruz Jin. ” ” Kame… ” Ancak genç adam hızlıca evden çıkarken Jin sinirli bir tavırla elini saçlarının arasından geçirdi. ” Onu kırdın büyükanne. ” ” Ona daha fazlasını yapacağım! O veledi cafeden hemen kovacaksın ve bir daha onunla görüşmeyeceksin! ” Jin ayağa kalkarak çok sevdiği ama artık sınırlarını aşan yaşlı kadına baktı. ” Cafenin yöneticisi benim büyükanne, sen değil. Kimin çalışıp çalışmayacağına ben karar veririm. Hayatıma yeteri kadar müdahale ettin. Kame’ yle olan ilişkime karışmasan iyi edersin. ” ” Jin! Akanishi Jin hemen buraya gel! ” Jin büyükannesinin bağırışlarını duymazdan gelerek evden çıktı. Kame’ yi bulmalı ve hasarın boyutlarını öğrenmeliydi.
*************************************
Kame’ yi cafede her zamanki işlerini yaparken buldu. Ama dalgın olduğunu hemen anlamıştı. Çünkü normalde saçlarını toplaması gerekirken uzunca saçları omuzlarına dökülmüş halde çalışıyordu. Kame bir tepsi dolusu siparişleri masalara dağıtırken bir an göz göze geldiler. Ama genç adam hemen gözlerini kaçırmıştı. Jin içini çekti. Muhteşem bir geceyi paylaştıktan sonra Kame’ nin ondan böyle uzaklaşmasını istemiyordu. Boş tepsisini tezgâha bırakan genç adama sokuldu. ” Biraz konuşabilir miyiz Kame? ” Kame yeni sipariş listesini vermeden önce ” Konuş ben seni dinliyorum. ” dedi. Jin tezgâhın arkasındaki Nakamaru’ ya, kahve makinesinin başındaki Koki’ ye göz attıktan sonra ” Yukarıya gidelim mi? ” diye fısıldadı. Kame ona doğru dönüp kararlı bir tavırla ” Hayır. ” deyince şaşırmıştı. ” Ne söylemek istiyorsan burada söyle. ” Kame’ nin alışkın olmadıkları sert ses tonu karşısında Nakamaru ve Koki ikisine baktılar. Jin tedirgince kıpırdandı. ” Özel bir konu… Lütfen benimle yukarı gelir misin? ” Kame o kadar uzun süre sessizce ona baktı ki Jin sonunda ters giden şeylerin sadece büyükannesiyle alakalı olmadığını düşünmeye başlamıştı. Ama sonunda Kame başını sallayarak yanından geçip üst kata yönelince rahatladı.
************************************
BÖLÜMÜN SOUNDTRACKI
2AM – I CAN’T SEND YOU AWAY EVEN IF I DIE
************************************
Terasa geldiğinde Kame duvarın kenarında durmuş caddeden gelip geçen arabaları seyrediyordu. Jin yavaşça genç adama yaklaştı, kollarını onun ince beline sararak çenesini boyun boşluğuna dayadı. Kame’ nin kokusu, sıcaklığı, bedeni… Bir an gözlerini kapatarak derin bir nefes aldı. ” Benimle birlikte New York’ a gelir misin Kame? Sadece ikimiz… ” Bir süre Kame kolları arasında hiç kıpırdamadı. Jin teklifinin onu şaşırtacağını biliyordu ama bunu hemen bir kenara atmasını istemiyordu. ” Bizi izleyen gözlerden uzak, istediğimiz gibi yaşayabileceğimiz bir yer… Ne dersin? ” Kame yavaşça kollarından sıyrıldı ve ona döndü. Daha konuşmaya başlamadan önce Jin her şeyin bittiğini anlamıştı. Gözleri içindeki sıcaklığı bir şekilde yok edip arkasında bırakmış camlara dönüşmüştü.
- Babam da bir zamanlar senin gibiydi Jin. Beni çok sevmesine severdi ama komşularımızın önünde, arkadaşlarının önünde, büyüklerinin önünde her zaman benden utandı. Güzelliğimden, zayıflığımdan, yaşıtlarımın ve yaşıtım olmayan erkeklerin aklını başından almamdan, kızına değil de oğluna gelen istekleri devamlı geri çevirmekten her zaman utandı. O güçlü kuvvetli ve dürüst bir adamdı. Oğlu nasıl böyle zayıf, bir kız gibi ince ve güzel olabilirdi? Sanırım ölene kadar benden utandı.
Jin yutkunurken Kame’ nin gözleri yavaş yavaş dolmaya başlamıştı. Dudakları gibi bütün bedeni titriyordu.
- Ama bu benim suçum değildi anlıyor musun? Böyle olmak benim suçum değildi! Böyle güzel olmayı ve erkekleri kendime çekmeyi istemedim. Ve bildiğin gibi karşılık verdiğim tek erkek sensin. Ama senin de babamdan farkın yok. Benim, bana güvenen birine ihtiyacım var. Bütün dünya beni işe yaramaz, her işe koşturulacak zayıf biri olarak görse de birinin bana inanmasına ve güvenmesine ihtiyacım var. Birinin Kame’ nin imkânları olmayabilir ama kalbinde bir karar vermişse sonuna kadar gider demesine ihtiyacım var. Senin gibi aramızda olanlar öğrenilecek diye ödü kopan birine ihtiyacım yok! Benden utandığı için arkadaşlarının gözlerine bakamayan, büyükannesine onu seviyorum diyemeyen, benimle tüm dünyanın gözü önünde birlikte olmak yerine kaçmaya tercih eden birine ihtiyacım yok!
Kame Jin’ i omzundan iterek yanından geçip koşarak giderken Jin tıpkı onun gibi ağlayarak dizlerinin üzerine çöktü. Sonunda yaptığı hatanın ne olduğunu anlamıştı. İş işten geçtikten sonra…
*******************************
Kame uzun bir süre parkta oturarak ağladı. Şimdi Yamapi’ nin varlığına çok ihtiyacı vardı. Arkadaşı yanında olsaydı mutlaka onu rahatlatacak bir şeyler söylemeyi becerirdi. Kame cep telefonunu çıkararak numarayı çevirdi.
O sırada Yamapi Maki’ yle kaldıkları otelin önündeki gölün muhteşem manzarasını seyrediyordu. Bu tatil beklediğinden de güzel geçiyordu. Maki’ yle birlikte olmak bisiklete binmek gibiydi, bildiği, aşina olduğu ve sevdiği bir kadınla yeniden bir araya gelmenin mutluluğunu yaşıyordu. Sanki dün ayrılmışlar gibi birleşmeleri kolay ve sıkıntısız olmuştu. Aralarındaki sorunları aşabileceklerine yürekten inanıyordu. Telefonu titreyince cebinden çıkarıp ekrana baktı. ” Kame-Chan ” yazısını görünce kalbi bir anlığına tekledi. Elbette Kame’ yi tekrar Maki’ yle arasına almaya çalışmazsa bu ilişkiyi yürütebilirdi. Arkasından balkona çıkmış Maki’ nin kendisini izlediğinden habersiz bir şekilde hala çalan telefonun ekranına baktı.
Maki arayanın Kame olduğunu bir şekilde anlamıştı. Yamapi’ nin rahat omuzlarının gerilmesinden, yumuşamış yüz hatlarının kasılmasından, parmaklarının telefonun üzerinde açıp açmamaya karar vermek istercesine tereddütlü dolaşmalarından anlamıştı. Bu ikisi için de büyük bir sınavdı. Kalbi heyecanla atarak Yamapi’ nin tercihini yapmasını bekledi.
Yamapi Kame’ nin gerçekten önemli veya dertleşmeye ihtiyacı olmasa onu aramayacağını biliyordu. Ama henüz onu arkada bırakma çabaları içindeyken böylesi bir yakınlığı kaldıramayabilirdi. Telefonu açmadı, tekrar cebine koyarak gözlerini gölün pürüzsüz yüzeyine odakladı ve birkaç saniye sonra telefon sustu. Pi derin bir nefes aldı. ” Arayan Kame miydi? ” Maki’ nin sesine dönüp gülümsedi ve başıyla onayladı. ” Neden açmadın? Önemli bir şey olabilirdi. ” ” Çok önemli bir şey olsaydı benden önce Jin’ i arardı. Büyük ihtimalle Jin bakası yine saçma sapan bir şey yapıp onu üzmüştür. Bırakalım bu kez dertlerini kendileri halletsinler. ” Maki mutluluk dolu bir gülümsemeyle yavaşça genç adama yaklaştı. Tam önünde durdu ve birden Yamapi’ yi şoke ederek bir dizinin üzerine çöktü. Elbisesinin cebinden kadife bir kutu çıkarıp kapağını açtıktan sonra Yamapi’ ye doğru uzattı. Kutunun içinde bir örnek altından halkalar vardı.
- Kendimi bildiğim günden beri seni, sadece seni seviyorum. Biliyorum sana çok acı çektirdim. Kendi kararsızlıklarım ve endişelerim yüzünden neredeyse bu ilişkinin bitmesine neden olacaktım. Ama artık hatalarımı biliyorum, bundan sonra ne yapmam gerektiğini de. Yamapi… Sana yıldızları ve ayı veremem ama seni severim, çok severim. Benimle evlenir misin?
Yamapi boğazını düğüm düğüm eden genç kadını kollarından yakaladığı gibi kaldırdı ve sıkıca sarıldı. ” Evlenme teklifini erkekler yapar baka… ” Maki gözyaşları arasında gülümsedi. ” Sevdikten sonra teklifin kimden geldiğinin bir önemi var mı? ” Yamapi genç kadının dudaklarını kavrarken Maki kollarını boynuna dolamıştı. Nefes nefese geri çekildiklerinde Yamapi de gülümsedi. “” Sanırım yok. ” ” Bu evet demek mi? ” Yamapi belinden kavradığı genç kadını çevresinde çevirirken Maki mutlulukla kahkaha attı.
***********************************
- Yemin ediyorum Jin resmen beni kafaladı!
Jin karnını tutmuş gülerken zihninde yere çökmüş Maki ve salak salak ona bakan kuzenini hayal ediyor, tekrar kahkahalara boğuluyordu. ” Buna… İnanamıyorum! ” Gülmekten aralık vererek konuşmak zorunda kalıyordu. ” Büyükanne duyana kadar bekle! ” Jin bir kere daha kahkahalara boğuldu. ” Beni evlendirmek isterken senin evleneceğini duyunca küplere binecek. ” Yamapi ” Baksana bugün Kame beni aradı ama telefona bakamadım. Bir sorun mu var? ” diye sorunca gülümsemesi Jin’ in yüzünden hemen silindi. Demek Kame dertleşmek için Yamapi’ yi aramıştı. ” Aslında evet… Biz… Ben… İçinden çıkılmaz bir durumdayım dostum. ” ” Kame’ yi beni arayacak kadar üzdüysen önemli bir şey olmalı. Her ne bakalık yaptıysan ondan özür dilesen iyi olur. ” Jin içini çekti.
- Bu kez beni affeder mi bilmiyorum.
- O seni seviyor. Elbette affeder.
- Umarım. Maki’ ye sevgilerimi ilet. Buraya dönünce birlikte bir yemek yemeli ve bu haberi kutlamalıyız.
- Hai! Görüşürüz.
Jin telefonunu kapattıktan sonra gözlerini bir süre boşalmış cafede gezdirdi. Kame olmadan hayatı ne kadar da boş görünüyordu. Onunla mutlaka konuşmalıydı.
************************************
Kame gece ayıklamak için bir çuval dolusu kestane almış evinin yolunu tutmuştu ama kendini birden Jin’ in apartmanının önünde bulmuştu. Gece büyük ihtimalle gözünü bile kırpmayacaktı. Bu yüzden hem kendini oyalamak hem de biraz para kazanmak için her zamankinden de fazla kestane almıştı. Bisikletini durdurarak başını kaldırdı. Jin’ in çatı katındaki dairesini buradan göremeyeceğini biliyordu ama yine de bakmak istemişti. Belki şimdiden kız arkadaşlarından birini evine atmıştı. Belki de o da en az kendisi kadar üzgündü. Kame içindeki bütün acıyı tek bir kerede kusmuştu. Daha fazla içinde tutamamıştı. Belki herkesin kendisini garip bulmasını, yadırgamasını, utanmasını görmezden gelebilirdi ama Jin söz konusu olduğunda bunu yapamıyordu. Jin’ in ondan utandığı her an çok acı vericiydi. Çünkü sadece bu dünyada en değer verdiği ve sevdiği kişi ona böyle acı verebilirdi, diğerlerinin bir önemi yoktu. İçini çekerek bisikletinin pedallarına asıldı. Ancak fark etmediği bir şey vardı. Pedala takılıp yırtılan çuvalın yan tarafından birer ikişer kestaneler yere saçılmaya başlamıştı…
************************************
Jin arabasını park ettikten sonra düşünceli bir şekilde apartmanına doğru yürümeye başladı. Kame’ yi her yerde aramış ama bulamamıştı. Ailesi bile onu görmemişlerdi. Tek bildikleri birazdan döneceğini söyleyerek dışarı çıktığıydı. Telefonunu da kapattığı için ona ulaşamıyordu. Apartmanının önüne geldiğinde bir umut etrafa bakındı. Belki Kame onunla görüşmek için buraya gelmiş olabilir diye düşünüyordu ama görünürde kimse yoktu. Tam apartmanına dönüp adım atmıştı ki ayağının altında ezilen bir şeyin çıkarttığı çıtırtıyla durakladı. Ayağını kaldırıp baktığında bunun bir kestane olduğunu görmüştü. Zihninde hemen bir görüntü belirdi. Kame’ nin çalışma programı! Onun bazı geceler kestane soyduğunu hatırlamıştı. Gözleri yerdeki kestaneleri takip etti. Oraya buraya saçılarak bir yol oluşturmuş kestaneden patika, köşenin oradan dönüp gözden kayboluyordu. Jin kocaman sırıttı. Sakar Kame… Gömleğinin eteğini kaldırarak yere dökülmüş kestaneleri toplamaya başladı.
Birkaç sokak ötedeki Kame ise dalgın dalgın bisikleriyle zig zaglar çizerek ilerliyordu. Jin’ le önceki gece paylaştıkları şeyleri düşünmek bile bütün bedenini ateşler içinde bırakmaya yetiyordu. Birden bir kestane hoplaya zıplaya önünde yuvarlanınca durakladı. Bu şimdi nasıl düşmüştü ki? Hızlı bile gitmiyordu. Kestaneyi alıp çuvala koymak için döndüğünde çenesi şaşkınlıkla açıldı. Geldiği yol boyunca kestaneden bir şerit vardı. ” Argghh bu ne şimdi? Ne olmuş bu çuvala? ” Eğilip çuvala bakında yanından yırtıldığını gördü. Lanet olsun! Hepsi ziyan olmadan bütün kestaneleri toplamalıydı. Bisikletini kenara çekip tişörtünün eteğine kestaneleri toplamaya başladı.
Jin hem kestaneleri gömleğine topluyor hem de sırıtıyordu. Bunların yere saçıldığını fark edince küçük sevgilisinin yüzünde belirecek şaşkınlığı görebilmeyi çok isterdi. Çok şeker ve dayanılmaz bir sevimliliğe bürüneceğinden emindi. Önce o öpülesi dudakları şaşkınlıkla aralanacak sonra durumu anlayınca dudakları suçlu kendisi olduğu halde birilerine küsmüş gibi bükülecekti. Jin bir köşeyi döndüğü anda onu gördü. Tıpkı kendisi gibi kestaneleri kucağında kümeleyerek ona doğru geliyordu ama daha onu fark etmemişti. Söyleniyordu. Jin’ in tek duyabildiği baka, söz dinlemeyen kalp, kendisinin adı gibi şeylerdi. Kame yaklaştı, yaklaştı ve sonunda önünde biri durduğunu fark ederek durdu, başını kaldırarak ona bakınca Jin’ in biraz önce hayal ettiği yüz ifadesine bürünüverdi. Onu şu anda öpmeyi o kadar çok istiyordu. Kame’ nin konuşmasına fırsat vermeden genç adama çıkıştı.
- Sen kestaneleri yere saçarak ne halt etmeye çalışıyorsun Kame? Birçoğu ezilmiş. Nasıl para kazanacaksın şimdi?
Onun çıkışması karşısında daha da şaşıran Kame dudaklarını bükerek doğruldu. ” İstemeden oldu. Ben sadece… Hem sana ne! Kazanamayacaksam da ben kazanamayacağım! ” Öfke ve Jin’ i birden karşısında görmenin şaşkınlığıyla yanakları kızarmıştı. Jin yavaşça Kame’ ye yaklaştı. ” Sen elinde hiçbir şey yokken bile hayata kafa tutabilen, bu hayatın sana verdiklerini bilen ama her zaman daha fazlası için mücadele edebilecek güce sahip birisin. Sen benim olmak istediğim gibi birisin Kame. Sen benim utandığım biri değilsin aksine gurur duyduğum birisin. ” Kame’ nin gözleri dolarken Jin konuşmaya devam etti.
- Seninle nasıl gurur duymam? Ailesini tek başına ayakta tutabilmek için kendi ihtiyaçlarını her zaman ikinci plana itmiş, onların mutluluğu için çırpınırken âşık olamayacak kadar yoğun bir şekilde çalışmış, kendisine sunulan binlerce teklifin kendisini doğru yoldan saptırmasına izin vermemiş, bir kere sevdiğinde bunu o kişinin gözlerinin içine bakarak korkmadan söyleyebilmiş olan senden nasıl utanırım ? Hayır. Ben aslında kendimden utanıyorum. Senin gibi birinin beni seviyor oluşu bile bir mucize. Hayatını boş işler ve eğlence peşinde geçirmiş, ailesinin ona gerçekten ihtiyacı olduğunu bile anlayamayacak kadar duyarsız, büyükannesinin parasal desteği olmasa sefalet içinde çürüyecek biri olan beni nasıl sevebiliyorsun?
Gözyaşları Kame’ nin yanaklarından süzülürken Jin uzanıp onu kendine çekip sıkıca sarıldı. Bu arada ikisinin de kucaklarındaki kestaneler yere saçılmıştı. Jin Kame’ nin saçlarını okşadı. ” Yine mi ağlıyorsun? Bundan sonra sadece benim karşımdayken ağlayacaksın anladın mı? Başka erkeklerin karşısında ağlarsan bittin! ” ” Uhnn! ” Kame sevinçle onaylayarak Jin’ e sokulunca Jin onu göğsüne sokmak istercesine sıkıca sarıldı.
*******************************
Kame yerleri pas paslarken Koki masaları siliyor, Ueda gününü menüsünü hazırlıyor, Nagase bahçedeki sarmaşık ve çiçekleri suluyordu, Nakamaru kahve stoklarını kontrol ediyordu. ” Ohiooo! ” Jin neşeli bir halde cafeye girince hepsi ona bakarak ” Ohaiiooo patron! ” diyerek karşılık verdiler. Jin gelen mektupları kolunun altına sıkıştırdıktan sonra Kame’ nin yanına geldi, bir kolunu beline sarıp onu kendine çekti ve dudaklarından hızlıca bir öpücük aldı. Kame’ nin gözleri kocaman açılmışlardı. “ Ohaiooo hayatım. Ben şunları kontrol etmek için yukarı çıkıyorum. Sonra yanına gelirim olur mu? ” Kame sadece başını sallayabilmişti. Jin bir ıslık tutturarak merdivenleri çıkarken Kame diğerlerine döndü.
Koki’ nin gözleri ve ağzı kocaman açılmış, elindeki bezi yere düşürdüğü halde sanki hala elinde bez varmış gibi masayı siliyordu. Nagase hortumu ayaklarına tuttuğunun farkında değil şokla ona bakıyordu. Nakamaru gözlerini çıkarmış bir şey görmediğini ima edercesine onları büyük bir dikkatle temizliyordu. Ueda onaylarcasına başını aşağı yukarı sallıyordu. Sonra her şey bir anda olup bitti. Hepsi birden bağırıp çağırarak Kame’ ye koştular ve ona sarıldılar. ” Bize her şeyi anlatmalısın Kame-Chan! ” Kame gülerek arkadaşlarından kurtulmaya çalışırken kıpkırmızı kesilmişti. Üst kattaki Jin kahkahaları duyduğu anda kendisi de gülümsemeye başladı.
*****************************
Öğle yoğunluğu sırasında Kame büyükanne ve Jin’ in annesinin cafeye girdiklerini görünce hem çok şaşırdı hem de endişelendi. Büyükannenin konunun peşini bu kadar kolay bırakmayacağını tahmin etmeliydi. Ellerini önlüğüne silerek ” Hoşgeldiniz Akanishi-san! ” derken iki kadının da yüzlerinde en ufak bir yumuşama olmamıştı. ” B-Ben gidip Jin’ i çağırayım. ” ” Aslında buraya seninle konuşmaya geldik Kamenashi-kun. ” ” Benimle mi? ” Kame şaşkınlıkla iki kadına bakarken büyükanne bir masaya geçmelerini önerince çaresiz bir şekilde onları takip etti. Diğerleri de tedirginlikle üçlüye bakıyorlardı. Ortadaki gerilimin onlar bile farkına varmışlardı. Kame iki kadının karşısına geçip oturdu. Büyükanne ellerini masanın üzerinde kavuşturarak ” Ne kadar istiyorsun? ” diye sorunca gözlerini kırpıştırdı. ” Anlamadım? ” Yaşlı kadın sabırsızca elini salladı.
- Jin’ in peşini bırakmak için ne kadar para istiyorsun diye soruyorum?
Kame büyükanneyi severdi ama bu kadar ileri gidebileceğini hiç düşünmemişti. ” Hiç. Sizden para istemiyorum. Çünkü Jin’ in peşinden koştuğum yok. Aslını söylemek gerekirse ondan kaçabilmek elimden gelen her şeyi yaptım. Ama yine kader bir şekilde bizi bir araya getirdi. ” Yaşlı kadın kendisinden beklenmeyecek bir güçle masaya vurdu. ” Bırak bu duygusal saçmalıkları bana ne kadar istediğini söyle! Parayı arttırmak için uğraşmana gerek yok ne kadar istersen vereceğim! ” Kame’ nin yüzü solmuştu ama çenesini dikleştirerek yaşlı kadının gözlerinin içine baktı. Ağzından tek bir cümle çıkmadı. Büyükanne iyice köpürmek üzereyken bu kez Jin’ in annesi devreye girdi.
- Bak Kamenashi-kun Jin ailemizin tek evladı. Ailemizi devam ettirebilecek tek kişi. Ve biz onun iyi bir kadınla evlenip çocukları olsun istiyoruz.
Bu sözler Kame’ yi büyükannenin öfkesinden daha fazla etkilemişti. Jin’ le birlikte olarak onun çocuk sahibi olmasına engel mi oluyordu? Ailesinin umutlarını ona bağladığını biliyordu. Ama… Tam o anda ” Sanki ailedeki tek erkek çocuk benmişim gibi davranıyorsunuz anne. ” diyen sesle üçü de başlarını kaldırıp tepelerinde dikilen, oldukça da sinirli görünen Jin’ e baktılar. ” Yamapi’ yi nasıl bu kadar çabuk unutabiliyorsunuz? Üstelik tam da Maki’ yle nişanlanmışken… Merak etmeyin o sizi toruna boğacaktır. ” Jin’ in annesi biraz utangaç bir tavırla gerilerken büyükanne ters ters ” O bir Akanishi değil. ” dedi. Jin Kame’ nin arkasına geçerek ellerini onun ince omuzlarına koydu.
- Bu o kadar önemliyse gelecekte Kame’ yle birkaç çocuk evlat ediniz. Ne dersin Kame?
Kame yanaklarının alev alev yandığını hissederek sinirli bir şekilde dudaklarını yaladı. Jin’ le birlikte çocuk sahibi olmak… Bir aile sahibi olmak… Başını yavaşça sallayarak onay verdiğini ancak verdikten sonra fark etmişti. Jin’ in omuzlarını tutan elleri rahatlayarak gevşediler. ” Ah Kami-sama bu adam sana ne yaptı Jin? Gözünü böylesine boyamasına nasıl izin verirsin? ” ” O hiçbir şey yapmadı büyükanne. O sadece kendisi oldu ve ben onu sevdim. Onu önce ben sevdim. ” Yaşlı kadın nutku tutulmuş halde torununa bakakalırken Jin Kame’ yi elinden tutarak kaldırdı. ” Bunu kabullendiğin zaman beni nerede bulacağını biliyorsun. Ama o zamana kadar bir daha Kame’ yi böyle rahatsız etmeye cüret etme. ” Kame’ yi kendisiyle birlikte üst kata sürüklerken diğerlerinin ellerini kaldırarak ” Gambatte ” işareti yaptıklarını görünce sırıttı.
Üst kattaki yönetici bürosuna girdikleri anda Jin Kame’ yi kendine çekerek sarıldı. ” Aşağıda olanlar için özür dilerim. Çok ileri gittiler ve seni üzdüler. ” Kame başını Jin’ in göğsüne dayayarak ” Önemli değil. Sen yanıma geldiğin andan itibaren hiç korkmadım. ” Jin onun yumuşak saçlarını okşarken Kame ” Gerçekten birlikte çocuk sahibi olacağımıza inanıyor musun Jin? ” diye fısıldadı. ” Uhn! Bundan sonra hayatımı seninle geçireceğime göre böyle ufak hayaller kurabilirim diye düşünmüştüm. Ya sen? Sen gerçekten bunu ister misin Kame? ” Kame başını kaldırarak umutla ona bakan kara gözlere baktı. ” Bir gün evet. Önce idealimi gerçekleştirip bir kahve şefi olmak istiyorum. ” Jin mutlulukla sırıttı. ” O halde olmuş bil. ” Kame’ yi bırakıp masasının üzerinden bir zarf aldı ve Kame’ ye uzattı. ” Bu sana gelmiş. ” Kame kaşlarını çatarak zarfı aldı ama zarf çoktan açılmıştı. Jin’ e kötü kötü bakarken genç adam ellerini iki yana açtı. ” Çok sabırsızım biliyorum. Dayanamayıp açtım. Aslında sana sürpriz yapmayı planlıyordum ama sanırım şimdi vermenin tam zamanı. ” Kame merakla zarfın içindeki yazıyı okurken Jin de yanına gelerek arkasından ona sarıldı.
- Kabul edilmişsin. Fransa’daki gurme okuluna kabul edilmişsin.
Kame gözleri fal taşı gibi açılmış halde kabul yazısına bakıyordu. O kadar kişi arasından girebilmeyi başardığına inanamıyordu. ” Jin! ” Dönüp kollarını genç adamın boynuna doladı ve dudaklarını kavradı. Hem gülüşüp hem öpüşürlerken ikisi de çok mutluydu.
**********************************
Kame Yamapi’ nin parmağındaki yüzüğe hayranlıkla bakıyordu. ” Wuhaa muhteşem bir şey değil mi Jin? ” Jin hıhlayarak yüzüğe bir göz attı. ” Bu tasma… Yani yüzük mü? Fena değil. ” Yamapi’ den önce Kame kafasına bir şaplak atınca inledi. ” İttaaaiii! ” ” Sen de adam gibi konuş o zaman. ” Kame yerinden fırlayıp bu kez de Maki’ nin yüzüğünü hayranlıkla incelemeye başlamıştı. Jin Kame’ nin arkasından Yamapi’ ye ağız hareketleriyle ” Olağanüstü bir şey değil mi? ” diye sorunca Yamapi de Kame’ ye bakıp sırıtarak başıyla onayladı. Yamapi sonunda Kame istediği kişiyle birlikte olduğu ve mutlu olduğu için gerçekten seviniyordu.
Jin Maki’ nin yüzüğüne bakıp onu yanağından öperken ” Bir gün ellerimden kaçacağını biliyordum zaten. ” diye sitemkâr bir şekilde konuşunca genç kadın gülümsedi. ” Ben hiç senin ellerinde olmadım ki Jin. Eğer beni gerçekten sevseydin Yamapi’ yi umursamaz, bunu bana çoktan söylerdin. Ben senin için sadece… ” ” Alışkanlık? ” ” Evet, aynen öyle. Ama Kame’ ye âşıksın bunu görebiliyorum. ” Jin Kame’ ye baktığında onun bir domates gibi kızarmış olduğunu fark ederek gülümsedi. ” Evet, ona aşığım. ” ” Jiiiinnnnnn! ” Kame artık bir alev topu olmuş halde yüzünü ellerinin arasına gömerken üçü birden gülmeye başlamışlardı.
*******************************
Birkaç hafta sonra Maki ve Yamapi evlendiler. Kame Fransa’ ya uçmadan önce düğünü yapabilmek için özellikle uçmasından bir önceki günü ayarlamışlardı. İkisi de gelin ve damadın sağdıçlarıydılar. Maki beyaz gelinliği içinde Yamapi’ nin koluna girerken Jin Kame’ nin kulağına eğilip ” Söylesene Kame neden Yamapi değil de ben? ” diye fısıldadı. ” Onun da bir zamanlar sana ilgisinin olduğunu biliyorum. İsteseydin bu ilgi daha da ileri gidebilirdi. Ama gitmedi, sen beni seçtin. Neden? ” Kame bir süre gelinle damadın birbirlerine ettikleri yeminleri dinledikten sonra başını çevirip Jin’ in gözlerinin içine baktı.
- Çünkü seni seviyorum.
Jin kalbi mutlulukla dolarak Kame’ nin elini tuttu. Bir salon dolusu misafirin gözlerinin önünde el ele tutuşan sağdıçlar garip bir görüntü çizebilirdi ama açıkçası bu Jin’ in hiç umurunda değildi.
*********************************
Havaalanında elindeki biletle dikiliyor ve karşısındaki genç adamdan nasıl ayrılacağını bilemiyordu. Jin gözleri daha şimdiden özlemle dolu dolu olmuş halde karşısında dururken nasıl dönüp gidecekti. Zaten ailesiyle vedalaşması çok zor olmuştu. Neyse ki kendi ailesi Jin’ in ailesinden daha anlayışlıydılar ve Jin’ le ilişkisini kabullenmişlerdi. ” Orada sakın etrafa bakma ve… ” ” Jin saçmalama etrafa bakınmazsam nasıl bir şeyler öğrenirim? ” Jin küskünce alt dudağını sarkıttı. ” Tamam, o halde şöyle diyeyim sakın başka adamlara bakma! ” Kame sırıttı. ” Ama ben duydum ki Fransa’ da gerçekten çok yakışıklı erkekler varmış. Sanırım ben de biraz göz ziyafeti çekebilirim. ” Jin ” Kamenashi Kazuya! Sakın buna cesaret edeyim deme! ” diye gürlerken Kame aralarındaki mesafeyi kapatarak Jin’ e sarıldı.
- Seni seviyorum.
- Ben şu anda sana çok kızgınım ve sen bana beni sevdiğini söylüyorsun. Böyle konu değiştirmeyi nerden öğrendin? Hem… Ben seni daha çok seviyorum.
Kame Jin’ in kokusunu içine çekti. ” Sadece bir yıl. Göz açıp kapayana kadar geçecek. Ondan sonra… Bir aile olacağız. ” Jin Kame’ nin ince omuzlarını kavrayarak onu kendisinden biraz uzaklaştırdı ve ondan sonra ceketinin iç cebinden bir kutu çıkararak ona uzattı. ” Yamapi ve Maki’ nin yüzüklerini çok kıskandığını fark ettim de ondan… ” Kame kutuyu açınca üzeri ufak değerli taşlarla işlenmiş altın bir halka buldu. ” Bu bir nişan yüzüğü değil, daha çok beni sana hatırlatmak için bir şey. Diğerini dönünce alacaksın. ” Kame kızarırken Jin kutudaki yüzüğü alarak onun sol elinin en küçük parmağına geçirdi. Kame Pinky Ring denilen şeye daha önce hiç sahip olmamıştı. Yüzüğe baktıktan sonra Jin’ in dudaklarına saldırdı ve onu bütün bir yıl hatırlamasını sağlayacak kadar derin ve uzun uzun öptü. Bu bir ayrılık değildi. Bu yeniden kavuşmanın sözüydü. Bundan sonra bir ömür boyu hiç ayrılmamacasına…
THE END.
SÖZCÜK : 3. 800
HADİ BAKALIM PAMUK ELLER KLAVYELERE!!!





