RSS Besleme

COFFEE PRINCE – 14. BARDAK – FİNAL!!!

COFFEE PRINCE – AKAME – ONDÖRDÜNCÜ BARDAK – FİNAL!!

Kame sırıtarak aldığı bir elmayı tam konuşmak üzere ağzını açan Jin’ in ağzına tıkıverdi. Jin öksürerek elmayı yemeye çalışırken Kame’nin elini bileğinden yakalayarak yanına çekti. Ağzı dolu dolu olmasına rağmen ” Bunu sonra ödeyeceksin küçük bey. ” deyince Kame kızararak meydan okurcasına ona dil çıkarmıştı. Büyükanne daha fazla dayanamayarak elini sehpanın üzerine vurdu.

- Burada neler oluyor böyle? Siz… Sizin aranızda tam olarak ne var? Sanki… Gözleriniz birbiriyle konuşuyor. Jin hemen bir açıklama istiyorum! Yoksa sen bu adamla birlikte misin?

**********************************

Jin öksürerek ağzındaki elmaları yutmaya çabalarken bir taraftan zaman kazanmaya çalışıyordu. Büyükannesinin bilgiç gözlerinin ip uçlarını yakalayacağını bilmeliydi. Yanındaki Kame’ nin bedeninin kasıldığını hissedebiliyordu. Sonunda elmasını yutunca ” Sen neden bahsediyorsun büyükanne? ” diye sordu. Yaşlı kadın öfkeyle Kame’ yi işaret etti. ” Nasıl böyle bir şeyi yaparsın? Sana özel olarak seçtiğim bütün kızları beğenmedin şimdi bir erkekle mi birliktesin? Üstelik kız mı erkek mi belli değil. Bu şeyi, alıp gözümün önünden kaybol! ” Jin de yavaş yavaş öfkelenmeye başlıyordu. ” Sözlerine dikkat et büyükanne. Kame için nasıl ” Bu şey ” gibi bir şey söyleyebilirsin? O bir insan ve ben ona gerçekten çok değer veriyorum. ” Kame’ nin yerinden kalkmaya yeltendiğini hissedince uzanıp bileğini kavradı.

- Hayır, hiçbir yere gitmiyorsun.

- Bırak gitsin! Onun burada yeri yok. Görmüyor musun? O senin dengin biri değil. Büyük ihtimalle de paranın peşinde.

- Büyükanne iyice saçmalamaya başladın. Ben hayatım boyunca Kame kadar çok çalışan birini görmedim. Keşke onun gibi biri olabilsem. O asla benden veya başka birinden yardım istemez, kendi ayaklarının üzerinde durabilecek biri o.

Kame sonunda Jin’ in tutuşundan sıyrılarak ayağa kalktı. ” Müsaadenizle ben gidiyorum. Seninle cafede buluşuruz Jin. ” ” Kame… ” Ancak genç adam hızlıca evden çıkarken Jin sinirli bir tavırla elini saçlarının arasından geçirdi. ” Onu kırdın büyükanne. ” ” Ona daha fazlasını yapacağım! O veledi cafeden hemen kovacaksın ve bir daha onunla görüşmeyeceksin! ” Jin ayağa kalkarak çok sevdiği ama artık sınırlarını aşan yaşlı kadına baktı. ” Cafenin yöneticisi benim büyükanne, sen değil. Kimin çalışıp çalışmayacağına ben karar veririm. Hayatıma yeteri kadar müdahale ettin. Kame’ yle olan ilişkime karışmasan iyi edersin. ” ” Jin! Akanishi Jin hemen buraya gel! ” Jin büyükannesinin bağırışlarını duymazdan gelerek evden çıktı. Kame’ yi bulmalı ve hasarın boyutlarını öğrenmeliydi.

*************************************

Kame’ yi cafede her zamanki işlerini yaparken buldu. Ama dalgın olduğunu hemen anlamıştı. Çünkü normalde saçlarını toplaması gerekirken uzunca saçları omuzlarına dökülmüş halde çalışıyordu. Kame bir tepsi dolusu siparişleri masalara dağıtırken bir an göz göze geldiler. Ama genç adam hemen gözlerini kaçırmıştı. Jin içini çekti. Muhteşem bir geceyi paylaştıktan sonra Kame’ nin ondan böyle uzaklaşmasını istemiyordu. Boş tepsisini tezgâha bırakan genç adama sokuldu. ” Biraz konuşabilir miyiz Kame? ” Kame yeni sipariş listesini vermeden önce ” Konuş ben seni dinliyorum. ” dedi. Jin tezgâhın arkasındaki Nakamaru’ ya, kahve makinesinin başındaki Koki’ ye göz attıktan sonra ” Yukarıya gidelim mi? ” diye fısıldadı. Kame ona doğru dönüp kararlı bir tavırla ” Hayır. ” deyince şaşırmıştı. ” Ne söylemek istiyorsan burada söyle. ” Kame’ nin alışkın olmadıkları sert ses tonu karşısında Nakamaru ve Koki ikisine baktılar. Jin tedirgince kıpırdandı. ” Özel bir konu… Lütfen benimle yukarı gelir misin? ” Kame o kadar uzun süre sessizce ona baktı ki Jin sonunda ters giden şeylerin sadece büyükannesiyle alakalı olmadığını düşünmeye başlamıştı. Ama sonunda Kame başını sallayarak yanından geçip üst kata yönelince rahatladı.

************************************

BÖLÜMÜN SOUNDTRACKI

2AM – I CAN’T SEND YOU AWAY EVEN IF I DIE

************************************

Terasa geldiğinde Kame duvarın kenarında durmuş caddeden gelip geçen arabaları seyrediyordu. Jin yavaşça genç adama yaklaştı, kollarını onun ince beline sararak çenesini boyun boşluğuna dayadı. Kame’ nin kokusu, sıcaklığı, bedeni… Bir an gözlerini kapatarak derin bir nefes aldı. ” Benimle birlikte New York’ a gelir misin Kame? Sadece ikimiz… ” Bir süre Kame kolları arasında hiç kıpırdamadı. Jin teklifinin onu şaşırtacağını biliyordu ama bunu hemen bir kenara atmasını istemiyordu. ” Bizi izleyen gözlerden uzak, istediğimiz gibi yaşayabileceğimiz bir yer… Ne dersin? ” Kame yavaşça kollarından sıyrıldı ve ona döndü. Daha konuşmaya başlamadan önce Jin her şeyin bittiğini anlamıştı. Gözleri içindeki sıcaklığı bir şekilde yok edip arkasında bırakmış camlara dönüşmüştü.

- Babam da bir zamanlar senin gibiydi Jin. Beni çok sevmesine severdi ama komşularımızın önünde, arkadaşlarının önünde, büyüklerinin önünde her zaman benden utandı. Güzelliğimden, zayıflığımdan, yaşıtlarımın ve yaşıtım olmayan erkeklerin aklını başından almamdan, kızına değil de oğluna gelen istekleri devamlı geri çevirmekten her zaman utandı. O güçlü kuvvetli ve dürüst bir adamdı. Oğlu nasıl böyle zayıf, bir kız gibi ince ve güzel olabilirdi? Sanırım ölene kadar benden utandı.

Jin yutkunurken Kame’ nin gözleri yavaş yavaş dolmaya başlamıştı. Dudakları gibi bütün bedeni titriyordu.

- Ama bu benim suçum değildi anlıyor musun? Böyle olmak benim suçum değildi! Böyle güzel olmayı ve erkekleri kendime çekmeyi istemedim. Ve bildiğin gibi karşılık verdiğim tek erkek sensin. Ama senin de babamdan farkın yok. Benim, bana güvenen birine ihtiyacım var. Bütün dünya beni işe yaramaz, her işe koşturulacak zayıf biri olarak görse de birinin bana inanmasına ve güvenmesine ihtiyacım var. Birinin Kame’ nin imkânları olmayabilir ama kalbinde bir karar vermişse sonuna kadar gider demesine ihtiyacım var. Senin gibi aramızda olanlar öğrenilecek diye ödü kopan birine ihtiyacım yok! Benden utandığı için arkadaşlarının gözlerine bakamayan, büyükannesine onu seviyorum diyemeyen, benimle tüm dünyanın gözü önünde birlikte olmak yerine kaçmaya tercih eden birine ihtiyacım yok!

Kame Jin’ i omzundan iterek yanından geçip koşarak giderken Jin tıpkı onun gibi ağlayarak dizlerinin üzerine çöktü. Sonunda yaptığı hatanın ne olduğunu anlamıştı. İş işten geçtikten sonra…

*******************************

Kame uzun bir süre parkta oturarak ağladı. Şimdi Yamapi’ nin varlığına çok ihtiyacı vardı. Arkadaşı yanında olsaydı mutlaka onu rahatlatacak bir şeyler söylemeyi becerirdi. Kame cep telefonunu çıkararak numarayı çevirdi.

O sırada Yamapi Maki’ yle kaldıkları otelin önündeki gölün muhteşem manzarasını seyrediyordu. Bu tatil beklediğinden de güzel geçiyordu. Maki’ yle birlikte olmak bisiklete binmek gibiydi, bildiği, aşina olduğu ve sevdiği bir kadınla yeniden bir araya gelmenin mutluluğunu yaşıyordu. Sanki dün ayrılmışlar gibi birleşmeleri kolay ve sıkıntısız olmuştu. Aralarındaki sorunları aşabileceklerine yürekten inanıyordu. Telefonu titreyince cebinden çıkarıp ekrana baktı. ” Kame-Chan ” yazısını görünce kalbi bir anlığına tekledi. Elbette Kame’ yi tekrar Maki’ yle arasına almaya çalışmazsa bu ilişkiyi yürütebilirdi. Arkasından balkona çıkmış Maki’ nin kendisini izlediğinden habersiz bir şekilde hala çalan telefonun ekranına baktı.

Maki arayanın Kame olduğunu bir şekilde anlamıştı. Yamapi’ nin rahat omuzlarının gerilmesinden, yumuşamış yüz hatlarının kasılmasından, parmaklarının telefonun üzerinde açıp açmamaya karar vermek istercesine tereddütlü dolaşmalarından anlamıştı. Bu ikisi için de büyük bir sınavdı. Kalbi heyecanla atarak Yamapi’ nin tercihini yapmasını bekledi.

Yamapi Kame’ nin gerçekten önemli veya dertleşmeye ihtiyacı olmasa onu aramayacağını biliyordu. Ama henüz onu arkada bırakma çabaları içindeyken böylesi bir yakınlığı kaldıramayabilirdi. Telefonu açmadı, tekrar cebine koyarak gözlerini gölün pürüzsüz yüzeyine odakladı ve birkaç saniye sonra telefon sustu. Pi derin bir nefes aldı. ” Arayan Kame miydi? ” Maki’ nin sesine dönüp gülümsedi ve başıyla onayladı. ” Neden açmadın? Önemli bir şey olabilirdi. ” ” Çok önemli bir şey olsaydı benden önce Jin’ i arardı. Büyük ihtimalle Jin bakası yine saçma sapan bir şey yapıp onu üzmüştür. Bırakalım bu kez dertlerini kendileri halletsinler. ” Maki mutluluk dolu bir gülümsemeyle yavaşça genç adama yaklaştı. Tam önünde durdu ve birden Yamapi’ yi şoke ederek bir dizinin üzerine çöktü. Elbisesinin cebinden kadife bir kutu çıkarıp kapağını açtıktan sonra Yamapi’ ye doğru uzattı. Kutunun içinde bir örnek altından halkalar vardı.

- Kendimi bildiğim günden beri seni, sadece seni seviyorum. Biliyorum sana çok acı çektirdim. Kendi kararsızlıklarım ve endişelerim yüzünden neredeyse bu ilişkinin bitmesine neden olacaktım. Ama artık hatalarımı biliyorum, bundan sonra ne yapmam gerektiğini de. Yamapi… Sana yıldızları ve ayı veremem ama seni severim, çok severim. Benimle evlenir misin?

Yamapi boğazını düğüm düğüm eden genç kadını kollarından yakaladığı gibi kaldırdı ve sıkıca sarıldı. ” Evlenme teklifini erkekler yapar baka… ” Maki gözyaşları arasında gülümsedi. ” Sevdikten sonra teklifin kimden geldiğinin bir önemi var mı? ” Yamapi genç kadının dudaklarını kavrarken Maki kollarını boynuna dolamıştı. Nefes nefese geri çekildiklerinde Yamapi de gülümsedi. “” Sanırım yok. ” ” Bu evet demek mi? ” Yamapi belinden kavradığı genç kadını çevresinde çevirirken Maki mutlulukla kahkaha attı.

***********************************

- Yemin ediyorum Jin resmen beni kafaladı!

Jin karnını tutmuş gülerken zihninde yere çökmüş Maki ve salak salak ona bakan kuzenini hayal ediyor, tekrar kahkahalara boğuluyordu. ” Buna… İnanamıyorum! ” Gülmekten aralık vererek konuşmak zorunda kalıyordu. ” Büyükanne duyana kadar bekle! ” Jin bir kere daha kahkahalara boğuldu. ” Beni evlendirmek isterken senin evleneceğini duyunca küplere binecek. ” Yamapi ” Baksana bugün Kame beni aradı ama telefona bakamadım. Bir sorun mu var? ” diye sorunca gülümsemesi Jin’ in yüzünden hemen silindi. Demek Kame dertleşmek için Yamapi’ yi aramıştı. ” Aslında evet… Biz… Ben… İçinden çıkılmaz bir durumdayım dostum. ” ” Kame’ yi beni arayacak kadar üzdüysen önemli bir şey olmalı. Her ne bakalık yaptıysan ondan özür dilesen iyi olur. ” Jin içini çekti.

- Bu kez beni affeder mi bilmiyorum.

- O seni seviyor. Elbette affeder.

- Umarım. Maki’ ye sevgilerimi ilet. Buraya dönünce birlikte bir yemek yemeli ve bu haberi kutlamalıyız.

- Hai! Görüşürüz.

Jin telefonunu kapattıktan sonra gözlerini bir süre boşalmış cafede gezdirdi. Kame olmadan hayatı ne kadar da boş görünüyordu. Onunla mutlaka konuşmalıydı.

************************************

Kame gece ayıklamak için bir çuval dolusu kestane almış evinin yolunu tutmuştu ama kendini birden Jin’ in apartmanının önünde bulmuştu. Gece büyük ihtimalle gözünü bile kırpmayacaktı. Bu yüzden hem kendini oyalamak hem de biraz para kazanmak için her zamankinden de fazla kestane almıştı. Bisikletini durdurarak başını kaldırdı. Jin’ in çatı katındaki dairesini buradan göremeyeceğini biliyordu ama yine de bakmak istemişti. Belki şimdiden kız arkadaşlarından birini evine atmıştı. Belki de o da en az kendisi kadar üzgündü. Kame içindeki bütün acıyı tek bir kerede kusmuştu. Daha fazla içinde tutamamıştı. Belki herkesin kendisini garip bulmasını, yadırgamasını, utanmasını görmezden gelebilirdi ama Jin söz konusu olduğunda bunu yapamıyordu. Jin’ in ondan utandığı her an çok acı vericiydi. Çünkü sadece bu dünyada en değer verdiği ve sevdiği kişi ona böyle acı verebilirdi, diğerlerinin bir önemi yoktu. İçini çekerek bisikletinin pedallarına asıldı. Ancak fark etmediği bir şey vardı. Pedala takılıp yırtılan çuvalın yan tarafından birer ikişer kestaneler yere saçılmaya başlamıştı…

************************************

Jin arabasını park ettikten sonra düşünceli bir şekilde apartmanına doğru yürümeye başladı. Kame’ yi her yerde aramış ama bulamamıştı. Ailesi bile onu görmemişlerdi. Tek bildikleri birazdan döneceğini söyleyerek dışarı çıktığıydı. Telefonunu da kapattığı için ona ulaşamıyordu. Apartmanının önüne geldiğinde bir umut etrafa bakındı. Belki Kame onunla görüşmek için buraya gelmiş olabilir diye düşünüyordu ama görünürde kimse yoktu. Tam apartmanına dönüp adım atmıştı ki ayağının altında ezilen bir şeyin çıkarttığı çıtırtıyla durakladı. Ayağını kaldırıp baktığında bunun bir kestane olduğunu görmüştü. Zihninde hemen bir görüntü belirdi. Kame’ nin çalışma programı! Onun bazı geceler kestane soyduğunu hatırlamıştı. Gözleri yerdeki kestaneleri takip etti. Oraya buraya saçılarak bir yol oluşturmuş kestaneden patika, köşenin oradan dönüp gözden kayboluyordu. Jin kocaman sırıttı. Sakar Kame… Gömleğinin eteğini kaldırarak yere dökülmüş kestaneleri toplamaya başladı.

Birkaç sokak ötedeki Kame ise dalgın dalgın bisikleriyle zig zaglar çizerek ilerliyordu. Jin’ le önceki gece paylaştıkları şeyleri düşünmek bile bütün bedenini ateşler içinde bırakmaya yetiyordu. Birden bir kestane hoplaya zıplaya önünde yuvarlanınca durakladı. Bu şimdi nasıl düşmüştü ki? Hızlı bile gitmiyordu. Kestaneyi alıp çuvala koymak için döndüğünde çenesi şaşkınlıkla açıldı. Geldiği yol boyunca kestaneden bir şerit vardı. ” Argghh bu ne şimdi? Ne olmuş bu çuvala? ” Eğilip çuvala bakında yanından yırtıldığını gördü. Lanet olsun! Hepsi ziyan olmadan bütün kestaneleri toplamalıydı. Bisikletini kenara çekip tişörtünün eteğine kestaneleri toplamaya başladı.

Jin hem kestaneleri gömleğine topluyor hem de sırıtıyordu. Bunların yere saçıldığını fark edince küçük sevgilisinin yüzünde belirecek şaşkınlığı görebilmeyi çok isterdi. Çok şeker ve dayanılmaz bir sevimliliğe bürüneceğinden emindi. Önce o öpülesi dudakları şaşkınlıkla aralanacak sonra durumu anlayınca dudakları suçlu kendisi olduğu halde birilerine küsmüş gibi bükülecekti. Jin bir köşeyi döndüğü anda onu gördü. Tıpkı kendisi gibi kestaneleri kucağında kümeleyerek ona doğru geliyordu ama daha onu fark etmemişti. Söyleniyordu. Jin’ in tek duyabildiği baka, söz dinlemeyen kalp, kendisinin adı gibi şeylerdi. Kame yaklaştı, yaklaştı ve sonunda önünde biri durduğunu fark ederek durdu, başını kaldırarak ona bakınca Jin’ in biraz önce hayal ettiği yüz ifadesine bürünüverdi. Onu şu anda öpmeyi o kadar çok istiyordu. Kame’ nin konuşmasına fırsat vermeden genç adama çıkıştı.

- Sen kestaneleri yere saçarak ne halt etmeye çalışıyorsun Kame? Birçoğu ezilmiş. Nasıl para kazanacaksın şimdi?

Onun çıkışması karşısında daha da şaşıran Kame dudaklarını bükerek doğruldu. ” İstemeden oldu. Ben sadece… Hem sana ne! Kazanamayacaksam da ben kazanamayacağım! ” Öfke ve Jin’ i birden karşısında görmenin şaşkınlığıyla yanakları kızarmıştı. Jin yavaşça Kame’ ye yaklaştı. ” Sen elinde hiçbir şey yokken bile hayata kafa tutabilen, bu hayatın sana verdiklerini bilen ama her zaman daha fazlası için mücadele edebilecek güce sahip birisin. Sen benim olmak istediğim gibi birisin Kame. Sen benim utandığım biri değilsin aksine gurur duyduğum birisin. ” Kame’ nin gözleri dolarken Jin konuşmaya devam etti.

- Seninle nasıl gurur duymam? Ailesini tek başına ayakta tutabilmek için kendi ihtiyaçlarını her zaman ikinci plana itmiş, onların mutluluğu için çırpınırken âşık olamayacak kadar yoğun bir şekilde çalışmış, kendisine sunulan binlerce teklifin kendisini doğru yoldan saptırmasına izin vermemiş, bir kere sevdiğinde bunu o kişinin gözlerinin içine bakarak korkmadan söyleyebilmiş olan senden nasıl utanırım ? Hayır. Ben aslında kendimden utanıyorum. Senin gibi birinin beni seviyor oluşu bile bir mucize. Hayatını boş işler ve eğlence peşinde geçirmiş, ailesinin ona gerçekten ihtiyacı olduğunu bile anlayamayacak kadar duyarsız, büyükannesinin parasal desteği olmasa sefalet içinde çürüyecek biri olan beni nasıl sevebiliyorsun?

Gözyaşları Kame’ nin yanaklarından süzülürken Jin uzanıp onu kendine çekip sıkıca sarıldı. Bu arada ikisinin de kucaklarındaki kestaneler yere saçılmıştı. Jin Kame’ nin saçlarını okşadı. ” Yine mi ağlıyorsun? Bundan sonra sadece benim karşımdayken ağlayacaksın anladın mı? Başka erkeklerin karşısında ağlarsan bittin! ” ” Uhnn! ” Kame sevinçle onaylayarak Jin’ e sokulunca Jin onu göğsüne sokmak istercesine sıkıca sarıldı.

*******************************

Kame yerleri pas paslarken Koki masaları siliyor, Ueda gününü menüsünü hazırlıyor, Nagase bahçedeki sarmaşık ve çiçekleri suluyordu, Nakamaru kahve stoklarını kontrol ediyordu. ” Ohiooo! ” Jin neşeli bir halde cafeye girince hepsi ona bakarak ” Ohaiiooo patron! ” diyerek karşılık verdiler. Jin gelen mektupları kolunun altına sıkıştırdıktan sonra Kame’ nin yanına geldi, bir kolunu beline sarıp onu kendine çekti ve dudaklarından hızlıca bir öpücük aldı. Kame’ nin gözleri kocaman açılmışlardı. “ Ohaiooo hayatım. Ben şunları kontrol etmek için yukarı çıkıyorum. Sonra yanına gelirim olur mu? ” Kame sadece başını sallayabilmişti. Jin bir ıslık tutturarak merdivenleri çıkarken Kame diğerlerine döndü.

Koki’ nin gözleri ve ağzı kocaman açılmış, elindeki bezi yere düşürdüğü halde sanki hala elinde bez varmış gibi masayı siliyordu. Nagase hortumu ayaklarına tuttuğunun farkında değil şokla ona bakıyordu. Nakamaru gözlerini çıkarmış bir şey görmediğini ima edercesine onları büyük bir dikkatle temizliyordu. Ueda onaylarcasına başını aşağı yukarı sallıyordu. Sonra her şey bir anda olup bitti. Hepsi birden bağırıp çağırarak Kame’ ye koştular ve ona sarıldılar. ” Bize her şeyi anlatmalısın Kame-Chan! ” Kame gülerek arkadaşlarından kurtulmaya çalışırken kıpkırmızı kesilmişti. Üst kattaki Jin kahkahaları duyduğu anda kendisi de gülümsemeye başladı.

*****************************

Öğle yoğunluğu sırasında Kame büyükanne ve Jin’ in annesinin cafeye girdiklerini görünce hem çok şaşırdı hem de endişelendi. Büyükannenin konunun peşini bu kadar kolay bırakmayacağını tahmin etmeliydi. Ellerini önlüğüne silerek ” Hoşgeldiniz Akanishi-san! ” derken iki kadının da yüzlerinde en ufak bir yumuşama olmamıştı. ” B-Ben gidip Jin’ i çağırayım. ” ” Aslında buraya seninle konuşmaya geldik Kamenashi-kun. ” ” Benimle mi? ” Kame şaşkınlıkla iki kadına bakarken büyükanne bir masaya geçmelerini önerince çaresiz bir şekilde onları takip etti. Diğerleri de tedirginlikle üçlüye bakıyorlardı. Ortadaki gerilimin onlar bile farkına varmışlardı. Kame iki kadının karşısına geçip oturdu. Büyükanne ellerini masanın üzerinde kavuşturarak ” Ne kadar istiyorsun? ” diye sorunca gözlerini kırpıştırdı. ” Anlamadım? ” Yaşlı kadın sabırsızca elini salladı.

- Jin’ in peşini bırakmak için ne kadar para istiyorsun diye soruyorum?

Kame büyükanneyi severdi ama bu kadar ileri gidebileceğini hiç düşünmemişti. ” Hiç. Sizden para istemiyorum. Çünkü Jin’ in peşinden koştuğum yok. Aslını söylemek gerekirse ondan kaçabilmek elimden gelen her şeyi yaptım. Ama yine kader bir şekilde bizi bir araya getirdi. ” Yaşlı kadın kendisinden beklenmeyecek bir güçle masaya vurdu. ” Bırak bu duygusal saçmalıkları bana ne kadar istediğini söyle! Parayı arttırmak için uğraşmana gerek yok ne kadar istersen vereceğim! ” Kame’ nin yüzü solmuştu ama çenesini dikleştirerek yaşlı kadının gözlerinin içine baktı. Ağzından tek bir cümle çıkmadı. Büyükanne iyice köpürmek üzereyken bu kez Jin’ in annesi devreye girdi.

- Bak Kamenashi-kun Jin ailemizin tek evladı. Ailemizi devam ettirebilecek tek kişi. Ve biz onun iyi bir kadınla evlenip çocukları olsun istiyoruz.

Bu sözler Kame’ yi büyükannenin öfkesinden daha fazla etkilemişti. Jin’ le birlikte olarak onun çocuk sahibi olmasına engel mi oluyordu? Ailesinin umutlarını ona bağladığını biliyordu. Ama… Tam o anda ” Sanki ailedeki tek erkek çocuk benmişim gibi davranıyorsunuz anne. ” diyen sesle üçü de başlarını kaldırıp tepelerinde dikilen, oldukça da sinirli görünen Jin’ e baktılar. ” Yamapi’ yi nasıl bu kadar çabuk unutabiliyorsunuz? Üstelik tam da Maki’ yle nişanlanmışken… Merak etmeyin o sizi toruna boğacaktır. ” Jin’ in annesi biraz utangaç bir tavırla gerilerken büyükanne ters ters ” O bir Akanishi değil. ” dedi. Jin Kame’ nin arkasına geçerek ellerini onun ince omuzlarına koydu.

- Bu o kadar önemliyse gelecekte Kame’ yle birkaç çocuk evlat ediniz. Ne dersin Kame?

Kame yanaklarının alev alev yandığını hissederek sinirli bir şekilde dudaklarını yaladı. Jin’ le birlikte çocuk sahibi olmak… Bir aile sahibi olmak… Başını yavaşça sallayarak onay verdiğini ancak verdikten sonra fark etmişti. Jin’ in omuzlarını tutan elleri rahatlayarak gevşediler. ” Ah Kami-sama bu adam sana ne yaptı Jin? Gözünü böylesine boyamasına nasıl izin verirsin? ” ” O hiçbir şey yapmadı büyükanne. O sadece kendisi oldu ve ben onu sevdim. Onu önce ben sevdim. ” Yaşlı kadın nutku tutulmuş halde torununa bakakalırken Jin Kame’ yi elinden tutarak kaldırdı. ” Bunu kabullendiğin zaman beni nerede bulacağını biliyorsun. Ama o zamana kadar bir daha Kame’ yi böyle rahatsız etmeye cüret etme. ” Kame’ yi kendisiyle birlikte üst kata sürüklerken diğerlerinin ellerini kaldırarak ” Gambatte ” işareti yaptıklarını görünce sırıttı.

Üst kattaki yönetici bürosuna girdikleri anda Jin Kame’ yi kendine çekerek sarıldı. ” Aşağıda olanlar için özür dilerim. Çok ileri gittiler ve seni üzdüler. ” Kame başını Jin’ in göğsüne dayayarak ” Önemli değil. Sen yanıma geldiğin andan itibaren hiç korkmadım. ” Jin onun yumuşak saçlarını okşarken Kame ” Gerçekten birlikte çocuk sahibi olacağımıza inanıyor musun Jin? ” diye fısıldadı. ” Uhn! Bundan sonra hayatımı seninle geçireceğime göre böyle ufak hayaller kurabilirim diye düşünmüştüm. Ya sen? Sen gerçekten bunu ister misin Kame? ” Kame başını kaldırarak umutla ona bakan kara gözlere baktı. ” Bir gün evet. Önce idealimi gerçekleştirip bir kahve şefi olmak istiyorum. ” Jin mutlulukla sırıttı. ” O halde olmuş bil. ” Kame’ yi bırakıp masasının üzerinden bir zarf aldı ve Kame’ ye uzattı. ” Bu sana gelmiş. ” Kame kaşlarını çatarak zarfı aldı ama zarf çoktan açılmıştı. Jin’ e kötü kötü bakarken genç adam ellerini iki yana açtı. ” Çok sabırsızım biliyorum. Dayanamayıp açtım. Aslında sana sürpriz yapmayı planlıyordum ama sanırım şimdi vermenin tam zamanı. ” Kame merakla zarfın içindeki yazıyı okurken Jin de yanına gelerek arkasından ona sarıldı.

- Kabul edilmişsin. Fransa’daki gurme okuluna kabul edilmişsin.

Kame gözleri fal taşı gibi açılmış halde kabul yazısına bakıyordu. O kadar kişi arasından girebilmeyi başardığına inanamıyordu. ” Jin! ” Dönüp kollarını genç adamın boynuna doladı ve dudaklarını kavradı. Hem gülüşüp hem öpüşürlerken ikisi de çok mutluydu.

**********************************

Kame Yamapi’ nin parmağındaki yüzüğe hayranlıkla bakıyordu. ” Wuhaa muhteşem bir şey değil mi Jin? ” Jin hıhlayarak yüzüğe bir göz attı. ” Bu tasma… Yani yüzük mü? Fena değil. ” Yamapi’ den önce Kame kafasına bir şaplak atınca inledi. ” İttaaaiii! ” ” Sen de adam gibi konuş o zaman. ” Kame yerinden fırlayıp bu kez de Maki’ nin yüzüğünü hayranlıkla incelemeye başlamıştı. Jin Kame’ nin arkasından Yamapi’ ye ağız hareketleriyle ” Olağanüstü bir şey değil mi? ” diye sorunca Yamapi de Kame’ ye bakıp sırıtarak başıyla onayladı. Yamapi sonunda Kame istediği kişiyle birlikte olduğu ve mutlu olduğu için gerçekten seviniyordu.

Jin Maki’ nin yüzüğüne bakıp onu yanağından öperken ” Bir gün ellerimden kaçacağını biliyordum zaten. ” diye sitemkâr bir şekilde konuşunca genç kadın gülümsedi. ” Ben hiç senin ellerinde olmadım ki Jin. Eğer beni gerçekten sevseydin Yamapi’ yi umursamaz, bunu bana çoktan söylerdin. Ben senin için sadece… ” ” Alışkanlık? ” ” Evet, aynen öyle. Ama Kame’ ye âşıksın bunu görebiliyorum. ” Jin Kame’ ye baktığında onun bir domates gibi kızarmış olduğunu fark ederek gülümsedi. ” Evet, ona aşığım. ” ” Jiiiinnnnnn! ” Kame artık bir alev topu olmuş halde yüzünü ellerinin arasına gömerken üçü birden gülmeye başlamışlardı.

*******************************

Birkaç hafta sonra Maki ve Yamapi evlendiler. Kame Fransa’ ya uçmadan önce düğünü yapabilmek için özellikle uçmasından bir önceki günü ayarlamışlardı. İkisi de gelin ve damadın sağdıçlarıydılar. Maki beyaz gelinliği içinde Yamapi’ nin koluna girerken Jin Kame’ nin kulağına eğilip ” Söylesene Kame neden Yamapi değil de ben? ” diye fısıldadı. ” Onun da bir zamanlar sana ilgisinin olduğunu biliyorum. İsteseydin bu ilgi daha da ileri gidebilirdi. Ama gitmedi, sen beni seçtin. Neden? ” Kame bir süre gelinle damadın birbirlerine ettikleri yeminleri dinledikten sonra başını çevirip Jin’ in gözlerinin içine baktı.

- Çünkü seni seviyorum.

Jin kalbi mutlulukla dolarak Kame’ nin elini tuttu. Bir salon dolusu misafirin gözlerinin önünde el ele tutuşan sağdıçlar garip bir görüntü çizebilirdi ama açıkçası bu Jin’ in hiç umurunda değildi.

*********************************

Havaalanında elindeki biletle dikiliyor ve karşısındaki genç adamdan nasıl ayrılacağını bilemiyordu. Jin gözleri daha şimdiden özlemle dolu dolu olmuş halde karşısında dururken nasıl dönüp gidecekti. Zaten ailesiyle vedalaşması çok zor olmuştu. Neyse ki kendi ailesi Jin’ in ailesinden daha anlayışlıydılar ve Jin’ le ilişkisini kabullenmişlerdi. ” Orada sakın etrafa bakma ve… ” ” Jin saçmalama etrafa bakınmazsam nasıl bir şeyler öğrenirim? ” Jin küskünce alt dudağını sarkıttı. ” Tamam, o halde şöyle diyeyim sakın başka adamlara bakma! ” Kame sırıttı. ” Ama ben duydum ki Fransa’ da gerçekten çok yakışıklı erkekler varmış. Sanırım ben de biraz göz ziyafeti çekebilirim. ” Jin ” Kamenashi Kazuya! Sakın buna cesaret edeyim deme! ” diye gürlerken Kame aralarındaki mesafeyi kapatarak Jin’ e sarıldı.

- Seni seviyorum.

- Ben şu anda sana çok kızgınım ve sen bana beni sevdiğini söylüyorsun. Böyle konu değiştirmeyi nerden öğrendin? Hem… Ben seni daha çok seviyorum.

Kame Jin’ in kokusunu içine çekti. ” Sadece bir yıl. Göz açıp kapayana kadar geçecek. Ondan sonra… Bir aile olacağız. ” Jin Kame’ nin ince omuzlarını kavrayarak onu kendisinden biraz uzaklaştırdı ve ondan sonra ceketinin iç cebinden bir kutu çıkararak ona uzattı. ” Yamapi ve Maki’ nin yüzüklerini çok kıskandığını fark ettim de ondan… ” Kame kutuyu açınca üzeri ufak değerli taşlarla işlenmiş altın bir halka buldu. ” Bu bir nişan yüzüğü değil, daha çok beni sana hatırlatmak için bir şey. Diğerini dönünce alacaksın. ” Kame kızarırken Jin kutudaki yüzüğü alarak onun sol elinin en küçük parmağına geçirdi. Kame Pinky Ring denilen şeye daha önce hiç sahip olmamıştı. Yüzüğe baktıktan sonra Jin’ in dudaklarına saldırdı ve onu bütün bir yıl hatırlamasını sağlayacak kadar derin ve uzun uzun öptü. Bu bir ayrılık değildi. Bu yeniden kavuşmanın sözüydü. Bundan sonra bir ömür boyu hiç ayrılmamacasına…

THE END.

SÖZCÜK : 3. 800

HADİ BAKALIM PAMUK ELLER KLAVYELERE!!!

AKAME Sembolizmi – Part 5

Uzun bir aradan sonra tekrar merhaba. Diğer sitelerle uğraşmaktan buradaki dedikoduları, fısıltıları atmaya fırsat bulamıyorum yahu! Ama bir başka sembolizmi işlemek için işte buradayım. Bu kez AKAME ilişkisindeki ” İlginç Tesadüfler Zinciri ” ni işleyeceğim. Bu ne demektir? Dediğim gibi bu ilişkiyi sembolize eden bazı şeyler var ve bunlardan biri de inanılmaz bir şekilde uyumlu olan tesadüfler.

Öncelikle dünyada genel kanı olarak iki kişinin aynı kıyafetleri, takıları ve eşyaları paylaşması onların bir çift olarak görülmesine neden olur. Elbette arkadaşlar da kendi aralarında bir çok eşyayı paylaşabilirler ama bu eşya paylaşma haddinden fazla olduğunda insanların aklına ” birlikte yaşamak, yaşamı paylaşmak ” deyimleri gelir elbette. KAT-TUN da da üyeler birbirlerinden eşyalar ödünç alır, paylaşır, kullanır. Ama Kame ve Jin’e bu olay sınırların çooooook ötesine geçmiştir. Aşağıda benim LJ daki arkilerim için şimdiye dek yayınlamış olduğum AKAME tesadüflerinden oluşan Piscspam serisini görebilirsiniz. Bu eşya paylaşımı onların miniklik zamanlarından birbirleriyle hiç konuşmadıklarının iddia edildiği zamanlara kadar uzanıyor. Evet ödünç almak bir şeydir ama bu ikisi resmen aynı gardırobu kullanıyorlarmış. :D

PART 1

PART 2

PART 3

PART 4

PART 5

İkinci tesadüfler zinciri Jin’in gruptan ayrılmasıyla başladı. Bu da ” tarihler ” le oynanarak yapılan göndermelerdi. Önce Jin’in Kame’nin doğum gününde mesaj yayınlaması, ardından Akame’nin yıl dönümü olarak kabul edilen 8 Kasım’da singleını çıkarması, yine bir diğer singleını Şubat ayında çıkaracağını açıklaması ve şarkılarında kullandığı gizemli ” 2,5 ” yıl göndermesi. Jin hem A Page, hem de yeni şarkısı The Fift Season’da bu tarihe vurgu yapıyor. Jin’in bu iki şarkıyı da yaptığı tarih 2009 a denk geldiği düşünülürse (ki zaten kendisi A Page’te bu şarkıyı 25 yaşında yazdığına gönderme yapıyor) 2,5 yıl eskisi Jin’in tam da Amerika’dan döndüğü tarihe denk geldiğini göreceksiniz. Bu tarihin Jin için neden bu kadar önemli olduğunu hepimiz merak ediyoruz. Ancak teorilere göre Jin’in Kame’yle ilişkisini yeniden başlatmak için savaştığı, ancak başarısız olarak kendi içine kapanıp depresyona girdiği zamanlar bu tarihlermiş. Bu yüzden Kame’yle aynı grupta kalıp acı çekmektense gitmeyi seçen ve aslında gidişiyle Kame’ye acı çektirmeyi amaçlayan kişi de Jin oluyormuş. Şimdi şarkıların sözlerine bir bakalım,

You and I You and I You and I
You and I You and I You and I

I got 2, 5 years to tell yall about
25 tears I cried and

set aside for a bitch that lied
Now I sit inside can’t believe that i tried
But I’d let it all go just to know
Did you really trust in me or was it just a show
Now the shows that I go get a little bit longer
And the motivation gets a little stronger

So it’s on her she dropped that ball
In the summers when i fall
Cuz you made that call
I keep moving on with my mind on the goal
Nothing could a stopped this, my cups not full

Now it shows that you didn’t all know
When I had to let it go
So you hear my heart fall
Let us break it down

Easily you understand
Easily I had a plan
Even if you make me fall
Just know I’m gonna take a stand

You and I You and I You and I
You and I You and I You and I

Pray for protection when i step on the stage
Let the lights of this life blast the pain away
And I know there was nothing
that you could ever tell me it’s true
I had it all figured out and now I’m running it through
Stay moving dust starts to settle around

Gave up a little life just to gain a little ground
How’d make it this far without your love in my life
Carry me close to your heart
I know it’s hard
An nothing can compare when the feeling is there
You got a little something something love-in like
you never had
nothing frontin just to get up and go
I’d do it all for you
and I know you know

The sound that lingered in my ears was made by your tears
That told me that you love me wanna make it last

But we only had what is done is bad
Now I look to the sky just to cry
So forgive and let’s live this life that i missed
Let’s hit this live say hello with a fist
We wished we knew now we can’t stop it
You didn’t make it I just can’t top it
So I ask
will you bless me please
Expanding my territories
North and south just hear his mouth
The hands get weak and knees give out

You and I You and I You and I
You and I You and I You and I

I got 25 years to tell yall about
25 tears I cried and
set aside for a bitch that lied
Now I sit inside can’t believe that i tried
But I’d let it all go just to know
Did you really trust in me or was it just a show
Now the shows that I go get a little bit longer
And the motivation gets a little stronger

Zaten dikkatli bir şekilde Jin’in şarkıları incelendiğinde onun bazı konular etrafında dolandığını hatta takıntı derecesinde bu konuları işlediğini göreceksiniz. Birincisi zaman (2,5 yıl), ikincisi fedakarlık için yapılan ayrılık, üçüncüsü ayrıldığı kişiyle uyumuna yapılan övgüler, bu kişinin onu çok iyi tanıdığına ve kendisinin de onu çok iyi tanıdığına yapılan göndermeler. Şimdi de The Fift Saeason’un sözlerine bakalım,

It’s spring but chill still
Snowing after two and a half years
From a belief that I had,
I placed you in the container
Of love and sorrow
The lid never comes off
I wanted it to be snowing inside of me
And never melt there

But every time you’re near
You stir my heart again
Now I’m losing my sense of seasons
I know it’s love

It’s overflowing
It’s overflowing

I hear clock ticks louder than usual
The summer went away faster than I thought
Engraved your name on this song

But every time you’re near
You stir my heart again
Now I’m losing my sense of seasons
I know it’s love

It’s overflowing
It’s overflowing

Chilly fall is peeling my feelings
I murmur that vow
I made to myself and asked
The moonless night to lead you away from me
But even they failed to
Change your color to me

The winter pretends it’s mild and holds me
A cutting wind carries and rewinds you around me
My steps go nowhere
I scratched it from my memory
And try to approach the next season

But every time you’re near
You stir my heart again
Now I’m losing my sense of seasons
I know it’s love

It’s overflowing
It’s overflowing

It’s overflowing
Because you’re everything I need
It’s overflowing
Now make me right again
It’s overflowing

Bildiğimiz kadarıyla bu 2,5 yıl öncesinde Jin’in ilişki yaşadığı kimse yok. Varsa bile üst üste şarkılar yazacak kadar takıldığı biri olmadığını söyleyebiliriz. Zira bu kadar ciddi bir ilişkisi olsaydı mutlaka dedikodusu yapılırdı. Bir de Body Talk’a bakalım,

Said I love you, said I love you
Said I love you, said I love you

Face to face
I’m looking at you in a secret place
Undress the words so we say nothing fake
It’s so much better when our words are naked

We don’t need space
I wanna hold you tight again
For us to feel each other’s hearts at the “right place”
I guess this is why god made us like this

Songs sound amazing with you
Views lose their beauty without you
It feels like I don’t exist without you baby, without you baby, without you baby

I said I love you, said I love you, said I love you
I still can’t find any other words than “I Love You”, let our bodies do the talking
I said I love you, said I love you, said I love you, love you

I said I love you, said I love you, said I love you
I still can’t find any other words than “I Love You”, let our bodies do the talking
I said I love you, said I love you, said I love you, love you
My body’s talking to you

Touch my hair
You’re always telling about a friend we share
Please believe the moments I were there
Myself to everyone
Reminiscing to mark the time

Missing your caress
It makes me feel high again
You try to take it to your face it’s our love drug
And this is why you raise your hands like this

Every time we’re going, you go off
I can see when you speak to me baby because
Feels like I am so empty without you baby,
Without you baby, without you baby

Talking to you, talking to you…
Talking to you, talking to you…

Here we using my mind of melodies
Used to love you when find your heart worries
I wish I could rewind this song
Behold my memories, over and over (and over and over…)

I still can’t find any other words than “I Love You”, let our bodies do the talking
My body is talking to you

Bu şarkının her bir satırı adeta AKAME için yazılmış. Jin başka kim için şarkılar seninle daha güzel, sesler seninle daha muhteşem diyebilir? Başka kim için yazdığım sözler sensiz anlamsız diyebilir? Başka kim için şarkılarında defalarca vurguladığı gibi özenine, desteğine ihtiyacı olduğunu söyleyebilir? Jin bu şarkısında aşkının bir uyuşturucu gibi olduğunu söylüyor. Şimdi Jin’in Amerika’ya gittikten sonra sanki bir bağımlının bağımlılığından kurtulmaya çalışması gibi nasıl eriyip tükendiği, onun yerine başka bağımlılıklar koymaya çalışır gibi kendini alkole verişi bir anlam kazanıyor. Body Talk’a baktıktan sonra Kame’nin yazdığı bilinen en son şarkı olan ” AISHITERU KARA ” ya bir bakalım ne dersiniz?

Even if I lost you tonight,
I won’t ever forget, because I love you

Every time we softly exchanged a short kiss under the moonlight,
affection would overflow with the gentle feeling
Both your laughter and your sad face,
I had come to see them many times,
but that look which I saw for the first time still amazed me
You hold the key to unlock my heart, softly…
My gratitude won’t even reach your heart

In the middle of this road that goes on endlessly,
I wonder what you are thinking
Don’t ever forget, let me softly stay by your heart

There was a time when I would mess around,
hiding my pains in the darkness,
fully planning on become just another boring adult,
but you held the key to softly open up my heart
I wonder if my word of “thanks” will reach you in this moment

In the middle of this road that goes on endlessly,
I wonder what you are thinking
Don’t ever forget, let me softly stay by your heart

Looking back on the days we were together,
you were the one who taught me that I was not alone

I have decided that I would be the one to stand by your side
in times of sadness
Don’t ever forget, that I love you…
Even if I lost you tonight, I won’t ever forget,
because I love you
Don’t ever forget, because I love you

Bu şarkıyı Kame Jin’in ayrılma kararını açıkladığı yıl yayınlanan cdlerinde söyledi. Şimdi ben susuyorum sizi Kame’nin muhteşem sözleriyle yanlız bırakıyorum. Body Talk ve Aishiteru Kara sizlere söylenmesi gerekenleri söylüyor sanırım. Ardı ardına yazılıp söylenmiş ” Seni Seviyorum “ şarkıların ithaf edilmesine gerek yok…

COFFEE PRINCE – ONÜÇÜNCÜ BARDAK

PS: Önce bir uyarı yapmak istiyorum. Bu hikaye bir slash hikaye. Yani erkek/erkek ilişkiyi anlatıyor. Dolayısıyla bu bölümde meydana gelecek olan bazı gelişmeleri her okuyucu kaldıramayabilir. Ben şahsen slash yazmasıyla tanınan bir fanfic yazarıyım, slashın gözünü çıkarttığım hikayelerim de oldu ve bu hikayedeki sahneler hafif bile sayılabilir benim için. Ancak ilk kez slash okuyan biri için zor olabilir. Bu yüzden o bölümlere geldiğinizde kendinizi hazır hissetmiyorsanız direkt pas geçip diğer kısma atlayabilirsiniz. Şans vermek istiyorsanız bu konudaki yorumlarınızı beklerim.

COFFEE PRİNCE – AKAME – ONÜÇÜNCÜ BARDAK

Jin Kame’ nin endişeli yüzüne bakarken derin birkaç nefes daha aldı. ” Bu arada sen neden geri döndün? Bir şey mi unuttun? ” Az önce burnunu silerken yüzünü de boyadığının farkında olmayan genç adam o kadar tatlı ve masum görünüyordu ki… Sonunda Jin’ in beyninde Kame’ nin haricindeki her şey sıfırlandı. Kame’ ye ilerledi, ellerini yanaklarına koyarak eğildi ve onu öptü.

Kendisinden ufak olan genç adamın bedeni kolları arasında donup kalmış, gözleri kocaman açılmışlardı. Bir elinde fırça diğerinde palet elleri havada açık halde duruyordu. Jin onu öperken ellerindekiler kayıp yere düştüler. Jin yavaşça, sendeleyerek yarım adım gerileyerek Kame’ nin yüzüne baktı. Kame önce Jin’ in gözlerine, sonra dudaklarına baktıktan sonra gerilemedi, aksine neredeyse büyülenmişçesine aralarındaki mesafeyi tekrar kapatarak bu kez de o Jin’ i öptü. Jin gözlerini kapatarak kendini tamamen öpücüğe verdi. Bu kez ne kendisi ne de Kame karşılıksız bir öpücük alıyordu. Her ikisi de öpücüğe katılıyor, birbirlerini tadıyordu. Jin ellerini onun narin boynuna koyarak bir kere daha geri çekildi ve Kame’ nin gözlerine baktı.

- Sadece bir kez söyleyeceğim o yüzden iyi dinle. Seni seviyorum. İster erkek ol ya da uzaylı ol artık umurumda değil. Hislerimden kurtulmaya çalıştım ama yapamadım. O yüzden gidelim, gidebildiğimiz yere kadar ilerleyelim. Birbirimize bir şans verelim. Olur mu?

*************************************

Kame’ nin ruh hali gün boyunca değişmemişti. Jin onun kafasını bir şeylere taktığını biliyor ama bir türlü çözemiyordu. Eğer Kame’ yi rahatsız eden bir şey varsa bilmek zorundaydı. Onunla olmaya karar verdiği için pişman olmadığını onun dudaklarından duymalıydı. Böyle güvensiz olduğu için kendine kızsa da ona böyle hissettirmeyi başaran sadece Kame –bazı zamanlar da büyükannesi- ydi. Genç adam tezgâha gelip siparişleri saydı. ” Üç fincan yeşil çay, iki lattle, beş sütlü kahve, iki sade kahve, bir çilekli pasta, üç çikolatalı kek, beş karışık sandviç, iki elmalı dondurma, bir de muzlu süt. ” Bu adamın inanılmaz bir sipariş hafızası vardı. Jin’ e kalsa çilekli pastadan sonrasını hatırlaması mümkün değildi. Hayranlıkla Kame’ ye bakarken onun bakışlarını üzerinde hisseden Kame ona bakıp kaşlarından birini kaldırdı. Küçük oyuncu… Onu tahrik ediyordu.

Jin hafifçe gülümseyerek tezgâhta kaydı, Kame’ nin yamacına sokuldu, elini kaldırarak onun atkuyruğundan sarkan yumuşak saçlarını parmaklarıyla hoplattı. Kame hala kaşı kalkık ona bakıyordu. Jin eğilerek Kame’ nin kulağına ” Hiç sana bu saç şekline bayıldığımı söylemiş miydim? O kadar yumuşaklar ki nasıl toplayabiliyorsun anlamıyorum? Tokayı parçalamak ve onları parmaklarımda hissetmek için çıldırıyorum. ” diye fısıldadı. Kame’ nin yanaklarına kırmızılık yayılmaya başlarken genç adam utangaçça alt dudağını ısırdı. Jin onu şu anda öyle çok öpmek istiyordu ki… Koki’ nin siparişlerin bazılarını getirdiğini görünce boğazını temizleyerek geriledi ve hemen aralarını açtı. Kame siparişleri tepsiye yerleştirirken yüzü yine düşmüştü. Yine mi onu kızdırmıştı? Yoksa üzmüş müydü? Jin bilmeden bir şey yapıyordu ama ne?

*************************************

Maki elindeki küçük bavulla Yamapi’ nin evinin bahçesinde onun gelmesini beklerken Puffy eskiden evlerinin bir parçası olan kadının etrafında pervane oluyordu. Genç kadın gülümseyerek hayvanın başını okşadı. ” Ben de seni özledim tatlım. Ben yokken ona iyi baktın mı ha? ” Puffy kuyruğunu deli gibi sallayarak başını okşayan eli yalamaya çalışmıştı. Maki gülerken ” Ben senin burada olup bana bakmanı tercih ederdim. ” diyen sesle başını kaldırdı. Yamapi merdivenleri inerken bakışlarında eski acılar okunuyordu. ” O adam için gitmemeni isterdim. Benden başka kimseyi sevmemeni… ” Maki bavulunu bırakarak Yamapi’ ye yaklaştı. ” Bunu anlamanın senin için çok zor olduğunu biliyorum Yamapi ama… ” Genç adam onun sözünü kesti. ” Hayır. Artık seni çok iyi anlıyorum. ” Maki aklı karışmış halde Yamapi’ ye bakarken genç adamın bir sonraki sözleriyle şok oldu.

- Ben de Kame sayesinde artık bir zamanlar senin neler hissettiğini anlayabiliyorum.

- Ka-Kame mi?

- Sen bir zamanlar bana yalan söyleyerek ve ilişkini gizleyerek bizim şansımızı yok etmiştin. Son ana kadar bana söylemedin ve aniden çekip gittiğinde paramparça oldum. Ancak ben sana aynısını yapmayacağım. Kame’ den hoşlanıyorum. Bunu inkâr etmenin bir anlamı yok. Seni ne kadar seviyorsam ondan da o kadar hoşlanıyorum. Bu yüzden aklım ve beynim bir savaşa girdi.

Maki tam dürüstlükle onunla konuşan ve gözlerinin içine bakarak ona meydan okuyan sevgilisine baktı. Yavaşça bir adım geri çekildi. ” Benim yüzümden hislerinden sıyrılmaya çalışma. Hislerini izle. Geçen sefer ben öyle yaptım. ” Ama Yamapi daha fazla gerilemesine izin vermeyerek kolunu kavradı. ” Öyle yapıyorum. Kame’ ye duygularımı açtım ve ret edildim. Kabul etseydi… Bunun nasıl sonuçlar doğuracağını asla bilemeyeceğim. Yine de bütün bunlar senden vazgeçmeye hazır olduğumu göstermez. Bana ne kadar yalan söylersen söyle, beni ne kadar incitirsen incit sen her zaman ” o “ kişi oldun. Bunu bütün kalbimle biliyorum. İşte beni en fazla acıtan da buydu. ” Maki gözyaşlarını daha fazla tutamazken Yamapi kolundan tuttuğu genç kadını kendine çekerek sarıldı. Başını geniş göğsüne bastırırken saçlarını okşadı.

- İsteseydim intikam almak için seninle yatar sonra da hayatımdan çıkarırdım. Ama sana bunu yapamayacak kadar değer veriyorum. Kame sesi hayatının ışığı olan birinden vazgeçme demişti. Ben şimdi böyle yapacağım. Sadece… Bana destek ol tamam mı?

Maki başını göğsünden çekmeden başını salladığında Yamapi gülümsedi. ” O halde ben de bavulumu getireyim. Seninle zaman geçirmeyi özledim. Bu tatil ikimize de çok iyi gelecek. ” Genç adam koşarak merdivenleri çıkarken Maki bir savaştan galip mi yoksa yenik mi ayrıldığını anlayamadı. Bazen böyle olurdunuz. Bazen sadece savaştığınızı bilirdiniz…

*********************************

Mezarlığın içinde, düzenli olarak dizilmiş taşların arasında ilerlerken ikisi de sessizdi. Diğerinden daha uzunca olan genç adam elindeki bir kâğıdı çıkarıp baktı ve gözlerini kısarak beyaz taşların yüzlerini taradı. Gözleri bir taşa sabitlendiğinde ondan biraz daha kısa olan genç adam aradığı mezarı bulduğunu anlamıştı. Genç adamın yüzü beyazladı, kâğıdı tutan parmakları titremeye başladı. Sanki ayakları kendiliğinden hareket ediyormuşçasına mezara doğru yürümeye başlayınca o da hemen peşinden gitti. Mezara ulaşınca ikisi de sessizce uzun süre mezar taşına baktılar. Sonra uzun olan öne çıktı.

- Beni uzun süredir bekliyor musun anne?

Kame Jin’ in sesini asla bu tonda, muhtaç, özlem dolu ve acı içinde duymamıştı. Kendi boğazı düğümlenirken Jin elini uzatarak taşın üzerini okşadı. ” Geldim işte. Ben senin oğlunum. ” Jin gözyaşlarının yanaklarından aktığını bile hissedemiyordu. Sanki bütün vücudu buzdan bir kütlenin içindeydi. Sadece kalbi yanıyor, bedeni donuyordu. Şu anda kendini tam olarak anlayabiliyordu. O istenmemiş, terk edilmiş veya vazgeçilmiş bir çocuk değildi. Bu mezarda yatan kadın onu istemiş, ondan son nefesinde bile vazgeçmemişti. Bu kadın onun annesiydi. Belki asla onu kucağında tutamamıştı ama onu çok sevmişti. Jin sesi kırık dökük bir halde dudaklarından çıkarken hıçkırmamak için kendini zor tutuyordu.

- Bana hayat verdiğin için teşekkür ederim. Beni, benim için hayatını verecek kadar çok sevdiğin için çok teşekkür ederim. Duymak için beklediğin sözü söylemek için geldim. Anne.. Anne… Anne…

Jin sonunda dayanamayacağını, yıkılmak üzere olduğunu hissettiği anda bir el, kendisininkinden biraz daha ufak bir el elini tuttu. El küçük de olsa tutuşu kuvvetliydi. Jin sendeledi ama yıkılmadı. Elini tutan eli sıkıca kavradı. O elden tenine yayılan sıcaklığın içine akmasına izin verdi. Tüm vücudunu saran buzu eritebilecek tek şey onun sıcaklığıydı. Ağlarken onun elini tuttu.

********************************

Jin elindeki raporları büyükannesinin önüne koyduktan sonra geri çekilip kollarını göğsünde kavuşturdu ve sırıttı. Yaşlı kadın torunun yüzüne baktıktan sonra raporların kapağını açıp bir süre inceledikten sonra sertçe kapattı. ” Bunları bana niye getirdin? Şöyle bakınca elektrik direği kadar uzunsun ama yine de işe yaramazsın. Sırf satışları üçe katladın diye böbürlenmeye mi geldin ha? ” Jin gülerken ” Sana da bir türlü yaranılmıyor büyükanne. ” diye yaşlı kadına takıldı. ” Neden yanıldığını ve torunun bunu başarabildiği için gururlandığını söylemiyorsun? ” Büyükanne hıhlayarak hesap sorar havada elini salladı. ” Eee ne yapacaksın? Bavulları toplayıp gerçekten gidecek misin? ” Jin aslında onun en çok merak ettiği konunun bu olduğunu biliyordu.

- Büyükanne gitsem mi? Yoksa kalsam mı?

Yaşlı kadının gözleri büyüdü. ” Ne? Gerçekten kalmayı düşünüyor musun? ” Jin gülerek masanın etrafını dolaştı ve koltuğunun arkasına geçtikten sonra eğilerek büyükannesine sarıldı. ” Bak bak nasıl da yüzünde güller açtı. Aslında kalmamı istiyorsun değil mi büyükanne? ” Yaşlı kadın kollarından kurtulmak için çırpınıyordu. ” Git işe yaramaz! ” İkisi de gülerlerken Jin büyükannesine daha sıkı sarıldı.

**********************************

Cafeye geri döndüğünde Kame’ yi Nakamaru’ nun yanında kahve çuvallarını incelerken bulmuştu. Jin omzunu duvara dayayarak onu seyretti. Eğer bugün onunla gelmeseydi ne yapardı bilemiyordu. Bugünü onun sayesinde atlatabilmişti. Sadece varlığı bile onun için büyük bir güç kaynağıydı. Bunu fark ettiği andan sonra gitme meselesini iyice düşünmeye başlamıştı. Burada kalırsa Kame’ yle ilişkisini nasıl yürütebileceğini bilemiyordu. Giderse onsuz yaşayamayacağından ise emindi. Kame elindeki deftere bir şeyler yazarken merakla yanlarına gitti.

- Ne yapıyorsunuz?

- Ders çalışıyorum.

- Ders mi?

Kame ona bakarken küskünce ” Hani bana ders kitapları almıştın yaaaa! ” diye hatırlattı. ” Gurme olmam için hani? ” Jin hatırlayınca ensesini kaşıyarak sırıttı. ” Ciddiye alıp gerçekten çalışacağını düşünmemiştim doğrusu. ” Kame ince omuzlarını dikleştirdi. ” Gerçekten de gurme olmak istiyorum. Ailemin gurur duyacağı bir mesleğe sahip olmak istiyorum. Bu yüzden çok sıkı çalışacağım. ” Kame o kadar kararlıydı ki neredeyse gözlerinden alevler fışkıracaktı. Jin gülerek onun saçlarını karıştırdı. ” Başaracağından eminim. ” Kame gülerek defterine bir şeyler yazmaya devam ederken Jin etrafa bakındı. Artık müşteriler yavaş yavaş azalmışlardı. Kapatma saati yaklaşıyordu. Hemen Kame’ye sokulup fısıldadı.

- Hadi gidelim.

- Olmaz. Ders çalışıyorum şu anda.

- Benim evimde de çalışırsın.

- Olmaz. Sen devamlı benimle uğraşıp çalışmama engel olursun.

Jin birden uzanıp defteri Kame’ nin elinden kapıverdi. ” Defteri istiyorsan benimle gelmek zorundasın küçük bey. Arabada bekliyorum. ” ” AKANISHİ HEMEN DEFTERİMİ VER! ” Jin gülerek çoktan bahçenin yolunu yarılamıştı bile. Kame de homurdana homurdana üzerini değiştirmeye gitti. Tam da tahmin ettiği gibi Jin iki dakika rahat durmuyordu. Ya saçlarıyla uğraşıyor, ya bir şeyler yedirmeye çalışıyor, ya sorular sorup dikkatini dağıtıyordu. Şimdi de oturdukları masanın altından ayaklarını uzatmış onun ayaklarının üzerine koymuştu. Kame derin bir nefes alarak ” Ne yapıyorsun Jin? ” diye sordu. Genç adam masumca omuzlarını silkmişti. ” Hiiiç. Böyle daha rahat da ondan. Sen devam et. ” Kame ayaklarını çekerek Jin’ in ayaklarını itti. Jin de onunkileri itti. Kame biraz daha itmek istedi ama ayakları erişmedi. Jin’e kötü kötü bakıp defterini kapadı.

- Ben gidiyorum!

Ayağa kalktığı an Jin hemen önüne geçti. ” Tamam tamam özür dilerim. Gitme tamam mı? ” Kame etrafını dolaşıverdi. ” Çok geç Akanishi sabrımı taşırdın. ” Jin birden omuzlarını kavrayarak onu çevirdi ve masaya dayayıverdi. ” Bütün gün seni öpebilmek için bir mazeret yaratmaya çalıştım. Anlayamıyor musun Kazuya? ” Defteri Kame’ nin elinden düşerken Jin ona sokuldu. Gözleri dudaklarına kaydı. Başını yavaşça eğdi ve dudakları birleşti. Jin bir elini kaldırarak parmaklarını Kame’ nin narin yüz hatlarında dolaştırırken öpücüğü aynı şiddetle karşılık bulmaya başlamıştı. Bir kolunu Kame’ nin beline sararak onu kendine çekti. İnce kolların kalkarak boynunun etrafına dolandığını hissedince başını daha da eğdi. Kame’ nin dudakları aralandı.

Jin birden bedeninde patlayan istek dalgasıyla sarsıldı. Erkekliği uyanmaya başlamıştı. Kame’ nin onu hissetmesi an meselesiydi. Ne yapacağını bilemeyerek geriledi. Kame’yi çok istiyordu ama bu büyük adımı atmak için hazır mıydı? Bir erkekle birlikte olabilir miydi? Ya başladıktan sonra yapamayacağını anlarsa ne olurdu? Kame onu bu şekilde istiyor muydu? Hiçbir şeyden emin değildi. Kame düzensiz nefeslerle gerileyen genç adama bakarken ondan farklı değildi. Kalbi sanki bir yarış koşmuş gibi hızlı atıyordu. ” Jin? Ne oldu? ” Jin daha da geriledi. Gözlerini ondan kaçırdı. ” Yok bir şey. Sadece… Senin haklı olduğunu düşündüm. Ders çalışmana engel olmamalıyım. Sen bir an önce git istersen. ” Kame şaşkınlıkla yere düşen defterini aldı. Jin’ i anlamakta zorlanıyordu. Az önce onu kalmaya ikna etmeye çalışırken şimdi de gitmesini sağlamaya çalışıyordu. ” Şey… O zaman yarın görüşürüz. ” Jin sadece başını salladı. Kame içini kemiren şüphelerle evden ayrıldı. Jin’ e yine ne oluyordu?

**********************************

Jin bilgisayarının başına geçerek derin bir nefes aldı. Sonra aradığı bilgilere ulaşabilmek için gerekli kelimeleri yazdı. Sonraki bir saat boyunca yüzü renkten renge girmişti. Bütün bu şeyleri… Kame’ yle nasıl yapabilirdi? Yazıları, tavsiyeleri okumuş, videolar seyretmişti. Aklı şimdi öncekinden de karışıktı. Bir kadınla ilk deneyiminde de heyecanlanmıştı ama bu… Kendisiyle aynı anatomiye sahip biriyle nasıl birlikte olabileceğini bilemiyordu. Yapabileceğinden de emin değildi. Ama… Kame’ ye dokunduğu an… Sanki içinde bir volkan patlıyordu. Öyle bir istekti ki neredeyse ona kim olduğunu bile unutturuyordu. Bununla da nasıl baş edeceğini bilemiyordu. Jin inleyerek başını masaya koydu.

**********************************

BÖLÜMÜN SOUNDTRACKI

[url=http://www.4shared.com/audio/D2JQymw-/Tearliner_-_Love_Song__feat_Mi.html]Tearliner – Love Song (feat. Mineko Fujishima)[/url]

**********************************

Kame Jin’ in onunla fazla yakınlaşmaktan kaçındığını fark ettiğinde hem kırılmış hem de şaşırmıştı. Jin ondan uzak durmuyor, belirli bir yere kadar onunla yakınlaşıyordu ama öpücükleri ne zaman biraz fazla ateşlense hemen kaçıyordu. Onun hala utandığını ya da korktuğunu düşünmüyordu çünkü genellikle yakınlaşmaları başlatan hep Jin oluyordu. Kame neler olup bittiğini anlayamıyordu ve Jin’ in davranışlarının nedeni öğrenmeye de kararlıydı. Bu yüzden şu anda Jin’ in teras katındaki dairesinin kapısını vuruyordu. Jin kapıyı açtı ve onu görünce şaşırdı. ” Kame? Bir sorun mu var? ” Kame içeri girerken hafifçe yana çekilmişti. ” Hayır, neden sorun olsun? Erkek arkadaşımı ziyarete gelmemde bir sakınca mı var? ” Erkek arkadaş lafıyla Jin’ in yüzüne apaydınlık bir gülümseme gelmişti.

- Yok tabii ki!

Neşeli ve sevgi dolu bir şekilde ona sarılırken Kame gülümsedi. Jin’ in doğal tepkilerini her zaman çok sevmişti. O da Jin’ e sarıldı. Sabun kokusu burun deliklerini doldurunca içini çekti. Duş alalı çok uzun zaman olmamış olmalıydı. Elini kaldırıp parmaklarını saçlarına daldırdığında hafifçe nemli olduklarını hissettiğinde haklı olduğunu anladı. ” Hmmm çok güzel kokuyorsun. ” Jin burnunu onun saçlarına gömerek nefesini içine çekti. ” Hayır, sen daha güzel kokuyorsun. Kahve ve… Güneş gibi. ” Kame kıkırdadı. ” Baka. Güneşin kokusu olur mu hiç? ” ” Olur elbette. Çok sıcak bir günde, caddede giderken durup bakışı güneşe kaldır, gözlerini kapat, o yüzünü sıcacık yaparken derin bir nefes al. İşte bu güneşin kokusudur. Sen de öyle kokuyorsun. Her zaman… ” Kame yutkunarak geri çekildi. Yüzleri arasında fazla mesafe yoktu. Jin ona böyle bir şey söyledikten sonra nasıl onu öpmezdi?

Nemli saçlarını kavrayarak başını kendine eğdi. Jin hevesle dudaklarını kavradı. Kame bu kez kaçmaması için bir eliyle saçlarını diğeriyle omzunu tutuyordu. Bedenleri arasındaki mesafeyi kapatarak ona yaslandığında Jin ateşe değmiş gibi sıçrayarak geri çekildi. Göğsü nefeslerinin hızıyla inip kalkıyordu. ” B-Bence gitsen iyi olacak. Geç oldu. ” Kame artık dayanamayarak patladı. ” Senin neyin var Jin? Neden beni bir kendine çekip bir itiyorsun? Beni sevdiğini sanıyordum! ” Jin telaşla ellerini salladı. ” Seviyorum! Seni o kadar çok seviyorum ki bazen nefesim tıkanıyor. Ama bu… Ehmm… ” Jin kıpkırmızı kesilerek bakışlarını kaçırırken Kame sakinleşmeye çalıştı. ” Tamam, mesele ne anlat. Birlikte çözmeye çalışalım. ” Jin bu kez bayılacakmış gibi görünüyordu. ” B-Ben bunu yapabileceğimi sanmıyorum. ” Fazlasıyla kırılan Kame ” Güzel! ” diye bağırdı. ” Madem bana o kadar güvenmiyorsun ben de giderim! Tıpkı istediğin gibi! ” Jin Kame’ nin öfkeyle kapıya gidişini izlerken çaresizdi. Onu kaybediyordu ve ne yapacağını bilemiyordu. Kame kapıyı açtı ve Jin o saniye kontrolünü kaybederek bağırdı.

- Ben seni istiyorum!

Kapının ağzında duraklayan Kame yavaşça ona doğru döndü. ” Ben zaten senin değil miyim Jin? Çoktan seni sevdiğimi söylemedim mi? ” Jin kekeleyerek açıklamaya çalıştı. ” Evet. Ama ben öyle demek istemedim. Ben. Seni. İSTİYORUM! Hem de çok fena! “ Sonunda bazı şeyleri anlamaya başlayan Kame’ nin gözbebeklerinin irileşmesini seyrederken terleyen ellerini bacaklarına sürttü. ” Ne zaman sana dokunacak veya öpecek olsam bedenim adeta tutuşuyor. Seninle birlikte olmak istiyorum. Ama be-ben korkuyorum. Bunu senin de isteyip istemeyeceğinden emin olamıyorum. Kendimin istediğinden bile emin olamıyorum! Jin Kame’ ye anlaması için adeta yalvarırcasına bakarken genç adam sadece gözlerini gözlerinden ayırmadan birkaç dakika boyunca ona bakmıştı. Jin sonunda dayanamayarak bakışlarını kaçırdı. Onun gidişini izlemeye dayanamayacaktı. Kapının kapanma sesini duyduğunda derin bir nefes alarak gözlerini yumdu, kendine lanet etti ve sonra gözlerini açarak Kame’ nin gittiği kapıya baktı. Ama… Kame gitmemişti. Kapıyı kapatmış hala ona bakıyordu.

- Tek sorun gerçekten bu mu?

Konuşamayacak durumda olan Jin başını salladı. Kame yavaşça ” Ben de seni istiyorum Jin. ” diye fısıldadı. ” Bana dokunduğun, beni öptüğün her an seni istiyorum. İtiraf ediyorum ki aramızda olabilecek şeyler beni de korkutuyor. Ama ne olacaksa seninle olacağı için istiyorum. Senden başka kimseyi istemedim. Sadece sen… Ve sen de beni istiyorsan… Ben hazırım. ” Jin ve Kame upuzun on saniye boyunca birbirlerine baktılar. Sonra birden Jin yerinden fırladı. Kame’ yi belinden yakaladığı gibi kaldırarak kapıya yapıştırdı. Aç bir şekilde dudaklarına saldırırken Kame bacaklarını açarak onun beline sardı. Kollarını boynuna sararak dudaklarını araladı. Jin onu parçalarcasına öperken kucağında Kame olduğu halde dönerek ezbere adımlarla yatağının yolunu bulmuştu. Bu arada dudaklarını bir saniye bile bırakmadı. Yatağın yanına vardıklarında Jin Kame’ yi bıraktı, bıraktığı an tişörtünü kavrayarak başından yukarı çekip attı. Sonra uzanıp Kame’ nin tişörtünü de çıkarttı.

Bu kez Kame’ yi kendine çektiğinde ilk kez tenleri temas etmişti. İkisi de inleyerek birbirlerine sarıldılar. Jin elinde olmadan Kame’ nin ne kadar da bedenine uyduğunu düşündü. Sanki sadece o sevsin diye böyle yaratılmıştı. Kame’ yi yatağa itti, hemen ardından kendisi de üzerine eğildi. Altındaki genç adamın başını yumuşak yatağa bastırarak onu öperken bunu gerçekten yaptığına inanamıyordu. Bir erkekle sevişiyordu! Kame’ nin parmakları omuzlarından göğsüne, sonra sırtına kaydı ve onu daha da kendine çekti. Kotlarının üzerinden birbirleriyle temas ettikleri ilk an ikisi de şokla ve garip bir zevkle sarsılmıştı. Jin başını kaldırıp Kame’ nin gözlerine baktı. Kendini biraz daha bastırarak ona hissettirirken ” Seni ne kadar istediğimi şimdi görüyor musun? ” diye fısıldadı. Kame’ nin çikolata renkli gözleri koyulaşmışlardı. Öpüşlerinden hafifçe berelenmiş ve kızarmış dudaklarını yaladı.

- Hayır, henüz göremiyorum.

Jin bir kahkaha attı. ” Seni gidi oyuncu! Yatakta bile hiç değişmiyorsun Kazuya, hep beni böyle tahrik ediyorsun. ” Alnını alnına dayayarak ” Ne olur hiç değişme. ” diye fısıldadıktan sonra tekrar dudaklarını kavradı. Bu arada da kotunu çıkarmaya çalışıyordu. Kotu bacaklarından aşağı kayarken Kame kendisininkinin düğmelerini açmaya çalışıyordu. Jin bu şekilde kotunu çıkaramayınca yataktan kalktı, bir çırpıda kotunu ve iç çamaşırını çıkardı. Kotunun düğmeleri yarıya kadar açık, nefes nefese ve şu anda bir domates kadar kızarmış olan Kame gözlerini ondan alamıyordu. Jin onu gerçekten de fena halde istiyordu!

Jin uzandı, Kame’ nin donmuş parmaklarını çekip kendisi kotunun kalan düğmelerini açtı, sonra kotuyla birlikte çamaşırını da çekip çıkarttı. Jin büyük ihtimalle daha önce kadınlarla birlikte olmuştu ve başka birinin karşısında çırılçıplak kalmaya alışkındı. Ama Kame değildi. İçinden yükselen kendini örtme isteğini zorlukla bastırırken Jn’ e bakamamıştı. Yatak sarsıldı, Jin üzerine eğildi, parmaklarını çenesinin altına koyup başını kaldırarak ona bakmaya zorladı. ” Benden saklanma Kazuya. Sen çok güzel ve çekicisin. Her şekilde aklımı başımdan alıyorsun. ” Kame gözlerini kırpıştırdı. Jin bazen bir sözüyle onu mutluluktan ağlamanın eşiğine getirebiliyordu. Bir elini kaldırıp Jin’ in ensesine koydu, başını kendine çekti. Dudakları tekrar birleşti.

Jin dudaklarından boynuna kaydı, göğsünü öptü. Küçük göğüs uçlarından birini dişledi. ” Bunları çok sevdim. Tam sana göreler… ” Kame onun omzuna vururken Jin gülerek onu öpmeye devam etti. Kame’ nin süt beyaz tenine dokunmak, tadını almak öyle müthiş bir şeydi ki bir an başının döndüğünü hissetti. Kame onu belinden kendine bastırdığında gırtlağından kopan inleme kendini bile şaşırttı. Kami-Sama! Neredeyse gelecekti! Bir dirseğinde doğrularak çekmecesine uzandı. Kame neden durduğunu anlamak istercesine ona bakıyordu. ” Ben şey yaptım… İnternette biraz araştırma yaptım. ” Jin kızarmasına rağmen çıkardıklarını yatağın üzerine koydu. ” Korunmamız için bir şeyler… Bu da senin eeeee… İlk seferin olacağı için da-daha rahat olması için bi-bi-birşey… ” Kame onun elindeki tüpe bakarken en az onun kadar kızarmıştı. Bir şey söylemeden sadece başını salladı. Jin onun güvenini boşa çıkarmamaya and içmiş halde tüpü açtı.

Tekrar Kame’ nin üzerine eğildiğinde ikisi de müthiş gerginlerdi. Jin ” Rahatla tatlım yoksa daha fazla acı çekersin. Sadece bana güven tamam mı? ” Kame başını salladı. Jin dudaklarını kavrarken bakmadan tüpü açıp birazını parmaklarına döktü. Bir eliyle Kame’ nin bacaklarını ayırırken dilini ağzına itti. Kame inlerken onun dikkatini öpücüğe çektiği an bir parmağını da içine itti. Altındaki beden kasıldı. Jin Kame’ nin diline dokunup onu karşılık vermeye teşvik ederken parmağını içeri ve dışarı hareket ettirmeye başlamıştı. Kame beline sarılmış onu kendine çekerken hafifçe inliyordu. Jin dudaklarını çekip Kame’ nin deli gibi atan nabzını bulmak için boynuna kaydı. Dili boynunda bir hat çizip damarı dişlerken ikinci parmağını da içine itince Kame adını fısıldayarak omuzlarına sarıldı. Üçüncüyü eklemeden önce boştaki eliyle Kame’ nin sertliğini kavradığında altındaki beden titreyerek ona doğru kalkmıştı.

Jin parmaklarını çekerek tüpü tekrar aldı ve bu kez kendi sertliğini sıvıyla kapladıktan sonra Kame’ nin girişine dayandı. Onu hissettiği anda Kame gözlerini açarak ona bakmıştı. Jin bu karanlık kürelerde kendini kaybederken tekrar sevgilisinin dudaklarına eğilirdi ve çok, çok yavaşça içine kaydı.

Kame Jin’ in adını fısıldadığını biliyordu ama öylesine yoğun duygular yaşıyordu ki bundan emin olamadı. Jin ona karşı çok nazik, müthiş derece sevgi dolu yaklaşıyordu. İçine girerken acı beklediği kadar çok olmadı. Bedeni öyle büyük bir beklentiyle dolmuştu ki onu serbest bırakabilecek tek şeyin bu olduğunu hissediyordu. Jin tamamen içine gömüldüğünde inleyerek dudaklarını yüzünün her yerinde dolaştırmaya başladı. Ona uyması için birkaç önemli saniye veriyor bu arada da onu öpücüklere boğuyordu. Kame bacaklarını kaldırıp onun beline sardı, böyle açı biraz daha rahatladı. Bir eliyle Jin’ in saçlarını kavradı. ” Hareket et… ” Jin cümlesini bitirir bitirmez geri çekilip tekrar içine girdi. ” Jin… ” Başını çekip dudaklarını yakalarken Jin öpücükleri arasında adını fısıldıyordu. ” Kazuya… Tanrım Kazu çok… Çok sıkısın… ” Jin Kame’ye zarar vermek istemese de kontrolünü sağlaması artık pek mümkün değildi. Kame onu öyle bir sarmıştı ki zevkten çığlık atmak istiyordu.

- Kazuya… Seni seviyorum.

Kame gözlerini açıp ona baktı. Gülümseyerek elini yanağına koydu. ” Ben de seni seviyorum Jin. ” Jin inleyerek hızlanırken tekrar Kame’ nin sertliğini yakaladı. Hayatının en büyük, en yüksek ve en mutlu doruğuna ulaşmadan önce Kame’ nin adını bağırdı. Titreyerek üzerine yıkılmadan bir saniye önce Kame’ nin eline akan sıcaklığını da hissetmişti.

***********************************

Jin daha gözlerini açmadan onu hissetti. Kollarıyla sıkıca sarıldığı ufak bedenin sıcaklığını, bedenine doğru sokulmuş olduğunu, nefesinin göğsüne doğru usul usul çarptığını hissetti. Gözlerini açmadan gülümsedi. Artık gerçek bir gaydi. Ama bu umurunda bile değildi. Sevdiği kişiyle paylaştığı gece hayatının en güzel gecelerinden biri olmuştu. Kame’ yle seviştiği için zerre kadar pişman değildi. Onu her saniye daha fazla seviyordu. Gözlerini açarak saçları kolunun üzerine dağılmış genç adama baktı. Kame her haliyle güzeldi ama uyurken… Bir meleğe benziyordu. Onun güzel, tatlı, yaramaz meleğiydi. Onun… Jin gülümseyerek eğildi ve Kame’ nin başına onu uyandırmayacak hafif bir öpücük bıraktı. Öyle mutluydu ki göğsü sıkışıyordu. Büyük bir dikkatle yataktan çıktı. Kame uyanmadan ona bir kahvaltı hazırlayabilirdi. Gözleri uyuyan güzelinde pijamasını giyerken birden dengesini kaybederek yere düştü.

Sersemlemiş halde dirseklerinden destek alarak kalkarken Kame’ de uyanmış gözlerini ovuşturarak ona bakıyordu. ” Jin? Ne oldu? Yataktan mı düştün? ” ” Yooo ben sana kahvaltı hazırlamak için kalkmıştım ama düştüm. Ahhh bu yüzden düşmüşüm. ” Jin ayaklarını kaldırınca Kame baktı. Her iki ayağını da pijamanın bir tarafına sokmuştu. ” Sana bakarken giymiştim de ondan. ” Kame kıkırdarken Jin de kahkahalar atarak pijamasını doğru düzgün giyip ayağa kalktı. Eğilip Kame’ nin dudaklarına bir öpücük bırakırken genç adamın yanakları hemen kızarmıştı. ” Sen yat. Bugün nasılsa hafta sonu. Uzun uzun kahvaltı ederiz. Bugün büyükannemi ziyarete gideceğim. Benimle gelmek ister misin? ” ” Uhn! Onu görmeyi gerçekten istiyorum. ” Jin gülerek onun karışmış saçlarını biraz daha karıştırdı.

**********************************

Büyükanne artık eskisi kadar sık şirkete gitmiyordu. Haftada sadece iki gün gidip imzalarını atıyor ve kontrollerini yapıyordu. Geliniyle evde kalıp onunla daha fazla zaman geçirmeye başlamıştı. Jin’ in annesi de bundan şikâyetçi değildi. O çok yumuşak ve ağır başlı bir kadındı. Büyükannenin huysuzluğuyla baş edebiliyordu. Jin büyükannesiyle son raporları gözden geçirirken Kame işten sonra eğlence için çoktan büyükannenin bilgisayarının başına oturmuş oyunlar açmaya başlamıştı. Yaşlı kadın ufak figüre göz attıktan sonra Jin’ e baktı. ” Bakıyorum da hala onu gittiğin her yere sürüklüyorsun Jin. ” Jin Kame’ ye baktı, gözlerinin içi gülerken dudaklarına sıcacık bir gülümseme geldi. ” Artık onsuz bir hayat düşünemiyorum. ” Büyükannenin kaşları alnına kalkarken torunun bu ufak çocuğa çok bağlandığını düşünüyordu. Tek çocuk olarak yetişmiş ve öğrendiği bazı gerçeklerle ailesiyle de arası bozuk olmasıyla Yamapi dışında pek yakın arkadaşı da olmamıştı. Kame Jin’ in uzun zamandır beklediği türden biriydi. Neşeli, eğlenceli, konuşkan. Ama yine de…

Kame hoplayarak kalkıp bir kase meyve aldı. Yanlarına oturup soyarken yaşlı kadının gözleri üzerindeydi. Girdiği ortamlara hemen uyum sağlayan, dürüst ve cesur bir gençti. Sınırlarını bazen bilemiyor ve aşırıya kaçıyordu ama onu sevmişti. Kame doğradığı meyvelerin bir kısmını onun önüne bırakırken ona bakıp gülümsedi. Diğer kısmını da Jin’ in önüne bıraktı ama torunu o sırada gözleri belgelerde olduğu için fark etmemişti. Kame sırıtarak aldığı bir elmayı tam konuşmak üzere ağzını açan Jin’ in ağzına tıkıverdi. Jin öksürerek elmayı yemeye çalışırken Kame’nin elini bileğinden yakalayarak yanına çekti. Ağzı dolu dolu olmasına rağmen ” Bunu sonra ödeyeceksin küçük bey. ” deyince Kame kızararak meydan okurcasına ona dil çıkarmıştı. Büyükanne daha fazla dayanamayarak elini sehpanın üzerine vurdu.

- Burada neler oluyor böyle? Siz… Sizin aranızda tam olarak ne var? Sanki… Gözleriniz birbiriyle konuşuyor. Jin hemen bir açıklama istiyorum! Yoksa sen bu adamla birlikte misin?

SÖZCÜK : 4.000

HADİ BAKALIM PAMUK ELLER KLAVYELERE!!!

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.